35 Trilyon Ruble Borç: Rusya 1998'deki Gibi Çöküyor Mu?

MOSKOVA – Rusya’da devlet tahvili piyasasında yaşanan değer kaybı, tahvil getirilerindeki sert yükseliş ve federal bütçe açığının hızla büyümesi, ülkenin yeniden bir temerrüt (iflas) riskiyle karşı karşıya olduğu yönündeki endişeleri artırdı. Ancak uzmanlara göre mevcut tablo, 1998’de yaşanan mali çöküşten önemli ölçüde farklı ve yakın vadede böyle bir senaryo öngörülmüyor.

Borç GSYH’nin Yüzde 16,5’inde: Uluslararası Ölçekte Düşük

2025 yılı sonu itibarıyla Rusya’nın toplam devlet borcu 35,1 trilyon rubleye ulaştı. Ancak bu rakam, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasına (GSYH) oranlandığında yaklaşık yüzde 16,5 gibi uluslararası ölçekte hâlâ düşük sayılan bir seviyede bulunuyor. Daha da önemlisi, borcun büyük çoğunluğu ruble cinsinden ve iç piyasadan sağlanmış durumda. Bu yapı, uzmanlara göre klasik anlamda bir devlet temerrüdü riskini sınırlayan en kritik faktörlerin başında geliyor.

Asıl Tehlike Borcun Büyüklüğü Değil, Finansman Maliyeti

Uzmanlar, asıl riskin borcun miktarından çok, bu borcun finansman maliyetindeki artış olduğuna dikkat çekiyor. Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadele için politika faizini yüksek tutması, Maliye Bakanlığı’nın yeni tahvil ihraçlarını daha yüksek faizlerle yapmak zorunda kalmasına neden oluyor. Bu durum, önümüzdeki yıllarda bütçeden faiz ödemelerine ayrılacak payın hızla büyümesine yol açarak mali disiplini zorlayacak bir tablo çiziyor.

Bütçe Açığı 5,73 Trilyon Rubleye Fırladı

Yılın ilk yarısında federal bütçe açığı 5,73 trilyon rubleye, yani GSYH’nin yaklaşık yüzde 2,5’ine ulaştı. Bu durum, hükümetin artan borçlanma ihtiyacını gözler önüne seriyor. Analistler, tahvil getirilerindeki yükselişin tek başına yatırımcıların temerrüt beklediği anlamına gelmediğini, bu hareketin daha çok yüksek enflasyon beklentileri, faiz ortamındaki belirsizlik ve jeopolitik risklerin fiyatlaması olduğunu vurguluyor.

Rezervler 721 Milyar Dolar, Ama 300 Milyarı Donduruldu

Rusya’nın ödeme kapasitesini destekleyen en önemli unsurlardan biri, 3 Temmuz 2026 itibarıyla 721,7 milyar dolar seviyesine ulaşan uluslararası rezervleri. Bunun yanında Ulusal Refah Fonu’nda da önemli kaynak bulunuyor. Ancak bu rezervlerin 300 milyar doları aşan kısmı yaptırımlar nedeniyle dondurulmuş durumda. Yine de uzmanlar, mevcut rezerv seviyesi ve iç borç yapısı göz önüne alındığında, 1998 benzeri bir devlet temerrüdü ihtimalini yakın vadede düşük değerlendiriyor.

Gerçek Risk: Yüksek Faiz ve Şirket Temerrütleri

Uzmanlara göre asıl tehdit, devletin iflasından çok, ekonominin genel sağlığına ilişkin riskler. Yüksek enflasyon, pahalı krediler, artan bütçe açığı ve özel sektör şirketlerinin artan borç yükü nedeniyle borçlarını çevirmekte zorlanması, önümüzdeki dönemde daha büyük tehlikeler olarak öne çıkıyor. Analistler, devletin değil, yüksek faiz yükü altındaki bazı büyük şirketlerin temerrüde düşme olasılığının çok daha yüksek olduğuna dikkat çekiyor.