Trump NATO'yu "Kağıttan Kaplan" İlan Etti: İttifaktan Çıkış Artık Masada

HABERRUS - ABD ile İsrail'in Şubat ayı sonunda İran'a yönelik başlattığı askeri operasyonun üzerinden bir ay geçmeden, Batı ittifakı tarihinin en sert iç krizlerinden biriyle yüz yüze geldi. Cumhurbaşkanı Donald Trump, İngiliz gazetesi The Telegraph'a verdiği röportajda NATO'yu "kağıttan kaplan" olarak nitelendirerek ABD'nin ittifaktan çekilmesini "kesinlikle" değerlendirdiğini açıkladı. Avrupa'nın, küresel petrol ticaretinin yüzde yirmisinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nı açık tutmak için savaş gemisi göndermeyi reddetmesi üzerine Trump bu açıklamayı yaptı.

"Hiçbir Zaman NATO'ya İnanmadım"

Trump, ABD'nin İran çatışmasının ardından NATO üyeliğini yeniden gözden geçirip geçirmeyeceği sorusuna "Oh evet, bunun çok ötesinde" yanıtını verdi. "NATO beni hiçbir zaman etkilemedi. Her zaman kağıttan kaplan olduklarını biliyordum; Putin de bunu biliyor, ayrıca" diye ekledi.

Trump, ittifakın "tek yönlü bir yol" haline geldiğini savundu; ABD'nin Avrupa'yı savunmakla yükümlü tutulduğunu, ancak müttefiklerin Amerikan operasyonlarına destek vermediğini vurguladı. Bu açıklamalar, II. Dünya Savaşı'nın ardından kurulan uluslararası düzenin temellerini sarstığı değerlendirmesine yol açtı.

Hürmüz Boğazı: Kıvılcımı Çakan Kriz

Krizin doğrudan fitilini Hürmüz Boğazı meselesi ateşledi. Avrupalı müttefikler, Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmaya yönelik girişimleri son derece tehlikeli bularak savaş gemisi gönderme talebini reddetti. Avrupa'da genel kanı, Trump'ın İran'a açtığı savaşın bir "tercih savaşı" olduğu ve Avrupalıların bu karardan önceden haberdar edilmediği yönünde.

Fransız Ordu Bakanı Alice Rufo konuya ilişkin açık bir tutum sergiledi ve "NATO'nun ne olduğunu hatırlatmak istiyorum. Bu ittifak, Kuzey Atlantik bölgesinin güvenliğiyle ilgilidir. Hürmüz Boğazı'nda uluslararası hukukla bağdaşmayan bir operasyon yürütmek NATO'nun görevi değildir" dedi.

Trump ise bu tutumu açık bir ihanet olarak nitelendirdi. "Orada olmamalarının ötesinde, inanması gerçekten güçtü. Büyük bir satış yapmadım, sadece 'Hey' dedim. Bunun otomatik olması gerektiğini düşünüyorum" diye konuştu.

Ukrayna Karşılaştırması: "Onlar İçin Oradaydık, Onlar Bizim İçin Değil"

Trump, Avrupa'nın tutumunu Ukrayna savaşı üzerinden de eleştirdi. "Ukrayna dahil her konuda otomatik olarak oradaydık. Onlar bizim sorunumuz değildi. Bir sınavdı ve onlar için oradaydık, her zaman da olurdu. Onlar ise bizim için orada değildi" dedi.

Bu kıyaslama, hem Avrupa başkentlerinde hem de Washington'daki muhalefet çevrelerinde sert tepkilere yol açtı. NATO'nun savunmaya değil, saldırıya yönelik olmayan bir ittifak olduğunu savunan kesimler bu görüşe şiddetle karşı çıktı.

Rubio da Aynı Kanalda: "İlişkiyi Yeniden Değerlendireceğiz"

Söz konusu NATO karşıtı tutum yalnızca Trump'a özgü değil; yönetimin geneline yayılmış bir eğilim olarak öne çıkıyor. Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Al Jazeera'ya verdiği demeçte "NATO, yalnızca Avrupa'yı saldırıya karşı savunmakla ilgiliyse, ama onlar da üs hakları konusunda bize hayır diyorsa, bu çok da iyi bir düzenleme değil. İçinde kalmak ve 'Bu ABD için iyi' demek güç. Tüm bunların yeniden değerlendirilmesi gerekecek" dedi.

İngiltere ve Fransa'ya Özel Eleştiriler

Trump, genel NATO eleştirisiyle yetinmeyerek iki büyük Avrupalı müttefikini doğrudan hedef aldı. İngiltere'ye yönelik bir Truth Social paylaşımında, "Hürmüz Boğazı nedeniyle jet yakıtı bulamayan ülkelere, İran'ın 'kafasını kopartma' operasyonuna katılmayı reddeden İngiltere gibi ülkelere bir önerim var: Birincisi, ABD'den satın alın, çok var. İkincisi, biraz cesaret toplayın, Boğaz'a gidin ve sadece alın" yazdı.

Fransa'yı da hedef alan Trump, Truth Social'da "Fransa, İran'ın 'Kasabı' konusunda son derece yardımsız oldu! ABD HATIRLAR!!!" ifadelerini kullandı.

Avrupa'dan Kararlı Yanıtlar

Avrupalı liderler Trump'ın açıklamalarına geri adım atmadan karşılık verdi. İngiliz Başbakan Keir Starmer, NATO'yu "dünyanın gördüğü en etkili tek askeri ittifak" olarak tanımladı ve "Bana ve diğerlerine ne kadar baskı yapılırsa yapılsın, ne kadar gürültü koparsa koparsın, tüm kararlarımda İngiliz ulusal çıkarına göre hareket edeceğim" dedi.

Polonya Savunma Bakanı Wladyslaw Kosiniak-Kamysz ise "ABD olmadan NATO olmaz, ama NATO olmadan Amerikan gücü de olmaz" diyerek ittifakın karşılıklı bağımlılığına dikkat çekti.

Yasal Engeller: Kongre İzin Verir mi?

Trump'ın tehditleri ne kadar ciddiye alınmalı? Hukuk uzmanları bu soruya ihtiyatlı yanıtlar veriyor. Birmingham City Üniversitesi'nden Amerikan hukuku kıdemli öğretim üyesi Ilaria Di Gioia, 2024 Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası'nın, Senato'nun üçte iki çoğunluğu ya da Kongre kararı olmaksızın herhangi bir cumhurbaşkanının NATO'dan çekilmesini yasakladığını hatırlattı; ancak "bu yasal engellerin çok da sağlam olmadığını" da vurguladı. Trump'ın, daha önce de başvurduğu cumhurbaşkanlığı dış politika yetkisini devreye sokarak bu sınırlamayı aşmaya çalışabileceğini belirtti.

Tahmin Piyasaları Alarma Geçti

Piyasalardaki sinyaller de söz konusu gerilimi yansıtıyor. Önde gelen tahmin piyasası Polymarket'te ABD'nin 2027'den önce NATO'dan çekilme olasılığı yüzde 15'e yükseldi; bu oran son günlerde 5 puan birden artmış durumda.

Savaşın Geniş Tablosu: Ateşkes mi, Tırmanma mı?

Bu diplomatik kriz, çok daha büyük bir savaşın gölgesinde şekilleniyor. Trump, Truth Social'da İran'ın ateşkes talep ettiğini duyurdu; ancak İran Cumhurbaşkanı Pezeshkian'ın ofisi bu iddiayı reddetti. Trump, Hürmüz Boğazı "açık, serbest ve temiz" olana kadar ateşkesi değerlendirmeyeceğini açıkladı.

Yakıt fiyatları sürekli artıyor; benzinin galonunun ulusal ortalaması Salı günü üç yılı aşkın bir aradan sonra ilk kez 4 doları geçti.

Tüm bu gelişmeler, NATO'nun II. Dünya Savaşı'ndan bu yana karşılaştığı en derin varoluşsal sorgulamayı tetiklemiş durumda. Washington ile Brüksel arasındaki gerilim yalnızca stratejik bir anlaşmazlıktan ibaret değil; ittifakın hangi amaçla, kimin çıkarına ve kimin komutasında hareket etmesi gerektiğine dair temel bir kimlik krizine işaret ediyor.