ABD'nin “Cehennem Yaptırımları” Yolda: Neleri Kapsıyor?

HABERRUS - ABD Senatosu, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşını finanse eden enerji gelirlerini hedef alan ve İran’a yönelik yaptırımları uzatan kapsamlı bir yasa tasarısını 7 Ağustos 2026’da kabul etti. Merhum Senatör Lindsey Graham’ın adını taşıyan “Lindsey O. Graham 2026 Rusya ve İran Yaptırımları Yasası”, 86’ya karşı 11 oyla geçerek Beyaz Saray’dan da güçlü destek aldı.

Tasarı, Rusya’nın en büyük enerji alıcılarına yönelik ağır ikincil tarifeler öngörürken, Kremlin yetkilileri, oligarklar ve mali kurumlara doğrudan yaptırımlar getiriyor.

Tasarının Kapsamı

Orijinal adı “Rusya’ya Yaptırımlar Yasası” olan tasarı, Senatör Graham’ın ani vefatının ardından anısına yeniden adlandırıldı ve kapsamı genişletilerek İran yaptırımlarını da içine aldı. 61 sayfalık belge, Rusya’nın savaş makinesini finanse eden petrol ve doğalgaz ihracat gelirlerini kurutmayı hedefliyor. Tasarının en dikkat çekici maddesi, ABD Başkanı’na, Rus petrolü veya doğalgazının en büyük beş alıcısından yapılan ithalata %100’e varan gümrük vergisi uygulama yetkisi veriyor.

İkincil Tarifelerde Yapılan Değişiklikler ve İstisnalar

Tasarının ilk versiyonunda üçüncü ülkeler için öngörülen %500’lük tarife oranı, yoğun müzakereler sonucunda %100’e düşürüldü. Önemli bir istisna ise, doğalgaz ithalatının %15’inden azını Rusya’dan karşılayan ve bu oranı düşürmek için “önemli adımlar” atan ülkelerin tarifelerden muaf tutulması. Bu düzenleme, başta Japonya, Fransa, Macaristan ve Belçika gibi ABD müttefiklerini korurken, ana hedef olarak Çin ve Hindistan’ı işaret ediyor. Tasarı ayrıca, İran Yaptırımları Yasası’nı 2031 yılına kadar uzatarak Tahran rejimine yönelik baskıyı artırıyor.

Yaptırımlardan Etkilenecek Kişi ve Kurumlar

Yasa kapsamında, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin başta olmak üzere üst düzey yetkililer, oligarklar ve aile üyeleri doğrudan hedef alınıyor. Bunun yanı sıra, Rusya’nın yaptırım delmek için kullandığı “gölge filo” gemileri, devlet bankaları (Merkez Bankası, Sberbank, VTB, Gazprombank) ve enerji sektörü de yaptırım kapsamına giriyor. Tasarı, Rusya’ya yönelik ABD yatırımlarını, enerji ihracatını ve uranyum ithalatını da yasaklıyor

Yasalaşma Süreci ve Siyasi Tartışmalar

Senato onayının ardından tasarı, şu an tatile girmiş olan Temsilciler Meclisi’ne gönderilecek. Meclis’in 31 Ağustos’ta toplanmasıyla birlikte, tasarının Eylül ayında görüşülmesi bekleniyor. Meclis’teki en büyük tartışma konusu, tasarının Başkan Trump’a verdiği geniş tarife yetkileri. Demokratlar, bu yetkilerin Avrupalı müttefiklere karşı bile kullanılabilecek “kapsamlı bir arka kapı mekanizması” olduğu endişesini taşıyor.

Öte yandan, Beyaz Saray’ın desteği ve Başkan Trump’ın tasarıya verdiği açık destek, bir veto ihtimalini neredeyse ortadan kaldırıyor. Tasarının yasalaşması durumunda, başkan tarifeleri uygulama konusunda takdir yetkisine sahip olacak; ancak yaptırımları tamamen kaldırabilmesi için ancak Rusya ile Ukrayna arasında bir barış anlaşması imzalanması gerekecek.

Uzmanlardan Karma Değerlendirmeler

Uzmanlar, tasarının Rusya üzerindeki baskıyı artıracağı konusunda hemfikir. Nobel ödüllü ekonomist Simon Johnson, yaptırımların Kremlin’in aldığı net petrol fiyatını düşürerek Rusya’nın füze ve İHA üretimi için gerekli elektronik bileşenleri ithal etme kabiliyetini sınırlayacağını belirtiyor.

Ancak bazı analistler, Çin ve Hindistan gibi ülkelerin bu tehditler karşısında Rus enerjisinden vazgeçmeyeceğini, bunun jeopolitik bir taviz olacağını savunuyor.

ClearView Energy Partners’tan Kevin Book ise, başkanın tarifeleri uygulamama yetkisinin, yaptırımları “bir zorunluluktan çok bir seçenek” haline getirdiğine dikkat çekiyor.