Rus Uzmandan Tehlikeli Tırmanış Yorumu: “NATO ile Savaşa Yol Açar” Uyarısı
HABERRUS - Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi (RSMD) Başkanı Dmitri Trenin, Lenta.ru’ya verdiği röportajda Rusya’nın dış politikasını, nükleer caydırıcılığın mevcut durumunu ve Avrasya güvenlik mimarisinin geleceğini değerlendirdi. Trenin’e göre, Ukrayna’nın Rusya topraklarının derinliklerine yönelik saldırıları, Batı’nın doğrudan katılımıyla birleştiğinde Rusya ile NATO arasında doğrudan bir askeri çatışma riskini beraberinde getiriyor.
Nükleer Tehdit ve Caydırıcılığın Başarısızlığı
Trenin, Rusya’nın nükleer doktrinini hatırlatarak, nükleer silahların yalnızca belirli koşullarda (örneğin, nükleer bir devletin desteklediği konvansiyonel bir saldırı veya Rusya’nın hayati altyapısına yönelik kitlesel saldırılar) kullanılabileceğini belirtti. Ancak Batı’nın Ukrayna’yı Rusya içlerine saldırmaya teşvik etmesini ve “stratejik yenilgi” hedefini “tehlikeli bir yanılgı” olarak nitelendirdi. Trenin, mevcut nükleer caydırıcılığın “yolunu şaşırdığını” ve Batı’nın sınırları zorlamasının doğrudan bir NATO çatışmasına yol açabileceğini vurguladı.

“Kafayı Kesme” Saldırısı ve Sinyal Araçları
Trenin, Rusya’nın düşman devletlerin liderliklerine yönelik “kafayı kesme” niteliğinde bir nükleer saldırı düzenlemesinin anlamlı olmadığını, ancak bu taktiğin teorik olarak etkili olabileceğini (İran örneğine atıfla) söyledi. Rusya’nın nükleer olmayan caydırıcılık araçlarına (askeri, diplomatik, ekonomik ve bilgi araçları) sahip olduğunu ancak bunların halihazırda yeterince etkili olmadığını ifade etti.
Avrasya Güvenlik Mimarisi: Somut Adımlar, Soyut Hedefler
Trenin, Putin’in 2024’te önerdiği kapsamlı Avrasya güvenlik mimarisinin şu an için gerçekçi olmadığını, bunun yerine Rusya çevresinde “kıtasal bir güvenlik mimarisi” inşa edilmesi gerektiğini söyledi. Bu sistemin temelini Belarus ile Birlik Devleti, Çin ve Kuzey Kore ile stratejik ortaklık, KGAÖ, AEB, BDT, Hindistan, İran, ŞİÖ, BRICS ve ASEAN ile ikili ilişkiler oluşturacak. Sistemin işlemesi için kilit prensibin “güç dengesi” olduğunu belirten Trenin, taraflardan birinin diğerine çok sert koşullar dayatması halinde (Versailles sistemi örneğinde olduğu gibi) intikamcılığın kaçınılmaz olacağını ifade etti.
Sırbistan ve Türkiye’nin Konumu
Trenin, Sırbistan’ın çok yönlü politikasının (Rusya ve Çin ile ilişkileri sürdürürken AB üyeliğine yaklaşması) katı sınırları olduğunu ve AB’ye yaklaştıkça bu sınırların daralacağını belirtti. Ancak Rusya’nın bu ilişkiyi Kosova ve Bosnalı Sırplar konularında etkisini korumak için kullanması gerektiğini ekledi.
Türkiye’nin NATO’dan ayrılmasını ise orta vadede mümkün görmeyen Trenin, Ankara’nın İttifak içinde sınırlı da olsa gerçek bir özerkliğe sahip tek ülke olduğunu ve Moskova için (özellikle Güney Kafkasya ve Orta Doğu’da) çok önemli bir ortak olduğunu vurguladı. “Türk dünyası” konseptinin Rusya’nın güney sınırlarındaki güvenliğini etkilediğini belirtti.
Ukrayna, Moldova ve Savaş Sonrası Düzen
Trenin, Ukrayna ve Moldova’nın Avrasya sistemindeki yerinin, mevcut savaşın sonucuna bağlı olduğunu ve bu ülkelerin halihazırda Batı’nın Rusya karşıtı stratejisinin araçları olduğunu söyledi.
ABD’nin Gerileyen Hegemonyası ve NATO’nun Geleceği
Trenin, ABD’nin NATO içindeki rol modelini değiştirdiğini, artık müttefiklerini “tek bir proje” olarak desteklemek yerine onları kendi pozisyonlarını güçlendirmek için bir “kaynak” olarak kullandığını belirtti. ABD’nin İran’da tökezlemesini, Amerikan hegemonyasının daraldığının bir kanıtı olarak gösterdi.
NATO’nun dağılmayacağını, ABD’nin ittifakın “efendisi” olarak kalacağını (belki daha arka planda) ancak Avrupalıların daha fazla ödeme yapıp daha fazla sorumluluk üstleneceğini öngördü. Ancak asıl çarpıcı uyarısı şu oldu: “Rusya ile NATO doğrudan askeri çatışmaya girerse, o zaman sadece NATO’nun kaderi değil, Avrupa’nın varlığı da sorgulanır hale gelir.”
Trenin, Avrupa’nın kendi “Avrupa Birleşik Devletleri”ni kuramadığı sürece ABD ile rekabet edemeyeceğini, büyük Avrupa projesinin (Rusya, Fransa ve Almanya öncülüğünde) 1990’ların başında İngiliz-Sakson güçler tarafından etkisiz hale getirilen gerçek bir fırsat olduğunu da sözlerine ekledi.
