Bulgaristan Rusya’ya Yönelik Tüm Yaptırımları Kaldırmayı Görüşüyor

HABERRUS - Bulgaristan’da siyasi gündem, Rusya ile diplomatik ve ekonomik ilişkilerin yeniden tesis edilmesi yönünde önemli bir adıma sahne oluyor. Ülke genelinde Nisan ayında yapılan seçimlerden ezici bir zaferle çıkan İlerici Bulgaristan Koalisyonu lideri ve yeni Başbakan Rumen Radev'in göreve gelmesinin ardından, Sofya'daki tartışmalar giderek somutlaşıyor. Milletvekili Angel Georgiev, parlamentoda Rusya'ya uygulanan tüm kısıtlayıcı tedbirlerin kaldırılmasına yönelik resmi önerilerin bulunduğunu doğruladı.

Moskova'ya yönelik ambargoların tamamen kaldırılması ihtimali, ülkenin 1997'den bu yana ilk kez tek parti çoğunluğuyla yönetilmesi nedeniyle daha da güçleniyor. Başbakan Radev, daha önce yaptığı açıklamalarda AB’nin Kremlin’e yönelik yaptırım politikasını şüpheyle karşıladığını ve Rusya ile karşılıklı saygıya dayalı pragmatik ilişkiler kurulması gerektiğini vurgulamıştı.

Savunma Alanında Rusya'ya Kritik İhtiyaç

Bu diplomatik hamlenin en somut dayanaklarından biri ise askeri alanda yaşanıyor. Georgiev, Bulgar Hava Kuvvetleri envanterinde bulunan MiG-29 savaş uçaklarının motorlarının yenilenmesi gerektiğini ve bu bakım ve revizyon işlemlerinin teknik olarak sadece üretici firma olan Rus şirketler tarafından yapılabildiğini hatırlattı.

Mevcut yaptırım rejimi nedeniyle Rusya ile askeri teknik iş birliği neredeyse tamamen durma noktasına gelmiş durumda. Milletvekili, bu kritik ihtiyacın karşılanabilmesi için Rus yakıtına yönelik yaptırımların, enerji kısıtlamalarının ve uçak bakım hizmetlerindeki yasakların kaldırılması gerektiğini savundu. Bu argüman, ülkedeki Rusya yanlısı kanadın elini güçlendiren en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.

'Troyan Atı' Endişesi ve Brüksel’in Tepkisi

Sofya’daki bu adımlar, Avrupa başkentlerinde alarma neden oldu. Özellikle 62 yaşındaki emekli Tümgeneral Radev'in, ülkeyi yolsuzluktan arındırma ve Rusya ile diyaloğu yeniden başlatma vaadiyle kazandığı zafer, AB içinde "Rusya yanlısı bir uyanış" endişelerini artırdı.

Bu gelişmeleri yakından izleyen Renew Europe Grubu lideri ve Fransız siyasetçi Valérie Hayer, seçim sonuçlarının ardından yaptığı değerlendirmede çok sert bir uyarıda bulundu. Hayer, Bulgaristan'ın sadece bir Balkan ülkesi olmadığını, aynı zamanda Avrupa'nın doğu sınırında stratejik bir konuma sahip olduğunu ve NATO'nun kanadını oluşturduğunu hatırlattı.

Ukrayna'ya Mühimmat Desteği Tehlikede

AB içindeki endişelerin temelinde, Bulgaristan'ın Sovyet kalibresi mühimmat üretimindeki kritik rolü yatıyor. Renew Europe lideri Hayer, Radev hükümetinin iktidara gelmesinin Avrupa'nın Ukrayna'ya silah sevkiyatında muhtemel riskler barındırdığını vurguladı. Bu mühimmatı üreten Avrupa'nın önde gelen fabrikalarının bir kısmı Bulgaristan'da bulunuyor.

Hayer’e göre, Sofya'nın silah satışını durdurması veya kısıtlaması halinde, Ukrayna'ya yardım eden diğer ülkelerin bu açığı kapatması gerekecek; bu da kıta genelindeki mühimmat stoklarını tüketecek ve özellikle Ukrayna ordusunun yoğun olarak kullandığı topçu mermilerinin teslimat sürelerini yavaşlatacaktır.

Bazı Avrupa kaynakları, yeni Başbakan Radev'in ekonomik olarak bu sektöre bağımlı olduğunu ve 70 binden fazla kişiye istihdam sağlayan bu sanayiyi riske atmayacağını öne sürse de, Financial Times'a konuşan Hayer, "Radev'in Putin'e yönelik yaklaşımı göz önüne alındığında, bu kritik anda Kremlin yanlısı bir hükümetin kurulması riski bulunuyor. Bu, Putin'in Avrupa'daki Truva Atı haline gelebilir" uyarısında bulundu.

Avrupa Basını ve Radev'in Yeni Dönemi

Avrupa basını, yeni Sofya hükümetinin izleyeceği yolu irdeliyor. Hırvatistan merkezli Jutarnji list, Radev'in tıpkı Slovakya ve Çekya'daki bazı liderler gibi AB'nin yoluna radikal bir şekilde takoz koyamayacağını; çünkü AB fonlarına en bağımlı ülkelerden biri olan Bulgaristan’ın bu desteği kaybetmeyi göze alamayacağını yazdı.

Öte yandan Radio Kommersant FM ise farklı bir perspektif sunarak, Radev gibi isimlerin Avrupa devletlerinin zirvesine yükselmesiyle birlikte, Polonya ve Baltık ülkelerinin sembolü haline gelen maksimalist ve radikal Rusya karşıtı konsensüsün yavaş yavaş kaybolmaya başladığını belirtti.

Bulgaristan’ın fiilen tek başına iktidar olan yeni yönetimi, önümüzdeki günlerde hem AB'nin ortak dış politikasına bağlılığını hem de kendi ulusal çıkarları doğrultusunda Moskova ile ne ölçüde yakınlaşacağını gösterecek.