Rusya'dan Dikkat Çeken Kuzey Kore ve Nükleer Silah Açıklaması
MOSKOVA - Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Filipinler'in başkenti Manila'da düzenlenen ASEAN etkinlikleri kapsamında yaptığı açıklamada, Moskova'nın Kore Yarımadası'nın nükleer silahlardan arındırılması (denüklearizasyon) yönündeki çağrılara artık katılmadığını duyurdu. Lavrov, Rusya'nın Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'un ülkenin savunma kabiliyetini güçlendirme politikasını tamamen desteklediğini vurguladı.
'Artık Bu Çağrılara Katılmıyoruz'
Lavrov, konuya ilişkin açıklamasında, Rusya'nın iki yıl önce resmi olarak bu tutumu benimsediğini hatırlatarak, "Kuzey Kore çevresinde oldukça agresif oyunların oynandığı, Pyongyang'ı caydırmaya ve hatta onu askeri çatışmaya kışkırtmaya yönelik açık eğilimlerin olduğu mevcut koşullarda, Kore Yarımadası'nın nükleer silahlardan arındırılması çağrılarına artık katılmıyoruz" ifadelerini kullandı.
Pyongyang'ın Savunma Politikasına Tam Destek
Lavrov, Kuzey Kore Dışişleri Bakanı Choe Son-hui'nin 19-20 Temmuz'daki Moskova ziyareti sırasında, Rusya'nın Pyongyang'ın egemenlik ve savunma kabiliyetini güçlendirme politikasına verdiği desteği bir kez daha teyit ettiğini belirtti. Bu açıklama, iki ülke arasındaki stratejik işbirliğinin giderek derinleştiğinin en son göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Kremlin'de Üst Düzey Görüşme
Kuzey Kore Dışişleri Bakanı Choe Son-hui, Moskova ziyareti sırasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile de bir araya gelmişti. Putin, görüşmede Kuzey Kore'ye Ukrayna'daki askeri operasyona sağladığı destek için teşekkür etmişti. Choe Son-hui ise Pyongyang'ın Rusya'nın egemenlik ve toprak bütünlüğünü koruma politikasına verdiği desteği yinelemişti.
Rusya'nın Kore Yarımadası'nın nükleer silahlardan arındırılması çağrılarından vazgeçmesi ve Kuzey Kore'nin savunma politikasına açık destek vermesi, bölgedeki güç dengelerini değiştirebilecek önemli bir stratejik dönüşüm olarak yorumlanıyor. Moskova ile Pyongyang arasındaki bu yakınlaşma, uluslararası toplumun Kuzey Kore'nin nükleer programına yönelik baskı politikalarını daha da zorlaştırabilir.
