Ramazan - 19

Cami dolup taştığında o gün benim bayramım oluyor

Sultanahmet Camii, ihtişamı ve 400 yıla yaklaşan tarihiyle heyecanla ziyaret ediliyor. Özellikle Ramazan ayında cami, coşku ve mutluluğun merkezi haline geliyor. Düzenlenen şenliklerle birlikte ziyaretçi sayısı hiç azalmıyor.

Sultanahmet Camii'nin 32 yıldır aynı mihrapta görev yapan hocası Emrullah Hatipoğlu, camiye gelen insanların sayısı arttıkça mutluluğunun da arttığını söylüyor. Öyle ki Hatipoğlu, cami cemaati avluya taştığında kendisini Kâbe'de Mescid-i Haram'da namaz kıldırıyormuş gibi hissettiğini ifade ediyor. Sultanahmet Camii imamını üzen ise ezan okunup namaz daveti yapıldığında caminin avlusunda oturup da namaza gelmeyen insanların gösterdiği duyarsızlık. "Camiye kadar gelip namaza katılmamak ve bu bereketten istifade edememek beni üzüyor." diyen Hatipoğlu, cami bahçesinde sofralarında oturanları namaza davet ediyor.

Emrullah Hatipoğlu Hoca, namaz dışında Kur'an kurslarının ihtiyaçlarını temin etmek için gayret gösteriyor. Özellikle hafız yetiştirilmesinin zor ve meşakkatli olduğunu ve bunun için zaman zaman ev ev dolaşıp yardım istediklerini aktaran Hatipoğlu, Ramazan ayında yardım çalışmalarının doruğa çıktığını belirtiyor.

Sultanahmet Camii imamı Emrullah Hatipoğlu, 32 yıllık imamlık serüvenini, cuma günü içten yaptığı bir duaya bağlıyor. 1976 yılında Diyanet Haseki Eğitim Merkezi'nde öğrenim gören Hatipoğlu, cuma namazı için Sultanahmet Camii'ne gider. Camideki cemaat yoğunluğundan etkilenen Emrullah Hoca, böyle bir cemaate imamlık yapmayı arzular ve şöyle bir iç geçirir: "Rabb'im, bize düşmez, biz kim burada imam olmak kim? Fakat sen bana böyle bir ikramda bulunursan ne güzel bir ikram olurdu bu camiye imamlık yapmak." O cuma gününden bir buçuk yıl sonra Emrullah Hoca, müftülükten gelen bir haberle Sultanahmet Camii'ne imam olarak atandığını öğrenir. Böylelikle Sultanahmet'te 32 yıllık imamlık dönemi başlar. Emrullah Hoca, duasının kabul bulduğu Sultanahmet Camii'nden ayrılmak istemediğini ise şu sözlerle anlatıyor: "Hiçbir dünyevi cazibe beni buradan alamaz. Makam, şöhret, aklınıza ne gelirse. Kovulmadan da buradan gitmeyeceğim. Mademki Allah benim temennimi dua olarak kabul etti, ben de buradan gitmeyeceğim."

Ben en zor şartlarda yedek subay adayı olduğum dönemde bir Ramazan ayını oruçla geçirdim. Hayatımın en güzel Ramazan'ı orada geçti. Bir işi Allah rızası için yaptın mı Allah size kesin yardım ediyor. Yaz sıcağında eğitimin kesintisiz devam ettiği bir zamanda oruç tutuyorduk. Diğer günlerde bir saat içinde iki matara su tüketirdik. Ama Ramazan'da aklıma su bile gelmezdi. Allah yardım ediyor işte. Bütün ibadetlerde Allah'a yaklaştırıcı özellik vardır. Bundan dolayı yapmış olduğumuz ibadetler bize zevk veriyor. Bu, müminin özelliğidir.


Charles Darwin'in şehrinde Darwin İslam Merkezi var

Adı koca bir şehre verilen, "evrim teorisi"yle meşhur olan Charles Darwin, kendi adının anıldığı şehirdeki camide cuma namazını kılan, yaz aylarında bile çok sıcak olmasına rağmen oruçlarını tutan kalabalığı görse ne derdi acaba?

Avustralya'da 'evrim teorisi'nin sahibi Charles Darwin'den adını alan şehirdeki "Darwin İslamic Centre" yani "Darwin İslam Merkezi"nde hareketli günler yaşanıyor. Avustralya'nın Northern Territory eyaletinin başkenti Darwin, turistik yer olması sebebiyle dünyanın her yerinden gelen turistlerin uğrak yeri.

Darwin, Avustralya için savunma şehri olması sebebiyle önemli. Japon saldırısı sebebiyle İkinci Dünya Savaşı yıllarından kalma ve halen sağlam şekilde ayakta duran savunma amaçlı sığınakları şehrin çeşitli yerlerinde görmek mümkün. Şehir, diğer Avustralya eyalet başkentlerine göre savaşı ve askeri tarihi olan bir yer. (Eylül 1839 Darwin'de duraklayan geminin komutanı John Clements Wickham, bulundukları yere arkadaşı olduğu ifade edilen Charles Darwin'in adını vererek "Port Darwin" olarak adlandırmış.) Darwin'de 500'den fazla Müslüman aile yaşıyor. Nüfusu 100 bini geçen Darwin'de ayrıca 20'den fazla Türk aile var. Bunlardan biri de 1984 yılından bu yana bu şehirde ailesiyle yaşayan Oktay Hujent... Camide tanıştığımız gençlerden Ali Akdeniz de Charles Darwin Üniversitesi öğrencisi.


Zalim de olsa kardeşine yardım et!

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem "Zalim de olsa, mazlum da olsa kardeşine yardım et!" buyurdu. Bunun üzerine bir adam, "Ey Allah'ın Resûlü, kardeşim mazlumsa ona yardım ederim. Ama zalimse nasıl yardım edebilirim ki?" dedi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dedi: "Onu zulümden alıkoyar, ona mâni olursun ki bu da ona yardım etmektir."



İster namaz ve oruç , ister hac ve cihat olsun hepsi itikat için birer şahittirler. Oruç; onun helalden bile sakındığına, harama ulaşmasının imkansızlığına şahittir. Zekat , malını dağıttığı için şahittir. Artık başkasının malına kem gözle nasıl bakabilir ? Ama o şahitler yalancı iseler, İlahi adaletin hakimince makbul olmazlar.
Hz. Mevlâna (k.s.)





Allah'ım! Bana kendi sevgini ve Senin yannda sevgisi bana fayda verecek kimsenin sevgisini ver. Amin.


 

Hızır gibi yetişti

Bu yıl Ramazan'da eve gitmedim, arkadaşlarla beraber Erzurum'da geçiriyoruz. Evde misafirlerimiz de var. O gün bizi bir aile iftara davet etmişti. Ama iftara 40 dakika kala iftar iptal oldu. Ne yapacağımızı şaşırdık, evde hiçbir şey yoktu çünkü. Marketten borç bir şeyler alıp hazırlayalım diye düşündük ve çıktık.

O sırada yanımda bulunan ablam ağlamaya başladı. Biz onu teselli etmeye çalışırken yanımızda bir kadın belirdi. Bize yardım etmek istediğini söylüyor bir yandan da ablamın niçin ağladığını soruyordu. Ablam da 'evde misafirlerimiz var' diyerek ağlamaya devam etti. Teyze bizi markete götürdü ve ihtiyacımız olan her şeyi aldı. O gün 30 dakikada misafirlerimizi ağırlayacak sofrayı kurmuştuk. Allah o teyzeden ebeden razı olsun hâlâ kim olduğunu bilmiyoruz...



ÖZBEK PİLAVI

Malzemeler

2 su bardağı pilavlık pirinç, 3 su bardağı su, Yarım çay bardağı sıvı yağ, 2 çorba kaşığı margarin, 250 gr.kuzu eti, 1 adet soğan, 2 adet havuç, 2 adet domates, 1 su bardağı konserve bezelye, 1 demet maydanoz, Kekik, Karabiber, Tuz

Hazırlanışı

Pirinçleri iyice yıkayın ve süzün. Tencereye margarini koyup kuşbaşı doğranmış etleri ve küçük küçük kesilmiş soğanı da ilave edin. Etler suyunu bırakıp çekene kadar arasıra karıştırarak kavurun. Ardından tavla zarı iriliğinde doğranmış havuçları tencereye koyun. Küp şeklinde doğradığımız domatesleri de ilave edin. Son olarak bezelyeleri, bir buçuk su bardağı suyu, tuzu karabiberi ve kekiği ekleyerek, etler yumuşayana kadar pişirin. Tencereyi ateşten almadan 1-2 dakika önce ince kıyılmış maydanozu da ilave edin. Ayrı bir tencereye sıvı yağı koyup biraz kızdırın. Suyu iyice süzülen pirinçleri tencereye koyun. Şeffaflaşana dek kavurun. Sonra bir buçuk su bardağı sıcak su ilave edip tuzunu ayarlayın. Pilavı 15-20 dakika demleyin ve sonra geniş bir servis tabağına alın. Ortasını havuz gibi açın ve hazırladığınız içi koyun. Afiyet olsun.

Kaynak: ZAMAN