Karadeniz'de Deniz Ticareti Krizi: Navlun ve Sigortalara Rekor Zam
MOSKOVA - Karadeniz ve Azak Denizi'nde ticari gemilere yönelik saldırılar, bölgedeki deniz ticaretini neredeyse felç ederken, navlun ve sigorta maliyetlerini rekor seviyelere fırlattı. Rusya, Ukrayna ve Kazakistan gibi ülkelerin ihracatını doğrudan vuran bu kriz, Türkiye'yi diplomatik müdahaleye zorlarken, küresel gıda güvenliğini de yeniden tehdit ediyor. Son saldırıda Türk sahipli iki geminin hedef alınması, Ankara'nın taraflara yönelik çağrısını daha da sertleştirdi.
Saldırılar Sıradanlaştı, Maliyetler Katlandı
Ukrayna Silahlı Kuvvetleri'nin insansız deniz araçları ve füzelerle düzenlediği saldırılar, özellikle Rusya'nın Novorossiysk limanı ile Ukrayna'nın Odessa ve Mikolayiv limanlarına yönelik olarak yoğunlaşıyor. Bu saldırılar, bölgedeki sigorta primlerini tavan yaptırdı. 2025 sonunda gemi değerinin yaklaşık yüzde 0,7'si seviyesinde olan savaş riski primleri, 2026 başında yüzde 1'e tırmanırken, ağustos itibarıyla bu oranın yüzde 1'in üzerine çıktığı ve 2023'ten bu yana en yüksek seviyeye ulaştığı belirtiliyor.
Navlun ücretleri de benzer bir sıçrama yaşadı. Karadeniz-Akdeniz rotasında sefer yapan Suezmax tipi tankerlerin günlük navlun ücreti, aylık bazda yüzde 82 artışla 320 bin 585 dolara fırladı. Bu durum, bölgedeki ticari faaliyetleri neredeyse durma noktasına getirdi. Rus lojistik devi Fesco, bir gemisinin batırılmasının ardından Karadeniz üzerinden yeni yük kabulünü durdurdu. Uluslararası sigorta şirketlerinin bölgeden çekilmesiyle birlikte, Rusya Ulusal Reasürans Şirketi (RNPK) gibi kurumlar sınırlı ve geçici teminatlar sunmaya çalışıyor. Ancak bu teminatların kapsamı ve süresi (örneğin 7 Ağustos'a kadar) oldukça kısıtlı kalıyor.
Türkiye Sivil Gemilere Yapılan Saldırılara Sert Tepki Gösterdi
Saldırıların doğrudan hedefi haline gelen Türkiye, diplomatik olarak devreye girdi. 3 Ağustos'ta Novorossiysk limanından ayrılan Türk sahipli "Yaşar" ve "Nadezhda" isimli gemiler, insansız hava araçlarıyla saldırıya uğradı. Saldırıda üç mürettebat ağır yaralanırken, Ankara'dan sert bir açıklama geldi.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, 4 Ağustos'ta yaptığı açıklamayla, "savaşan taraflar başta olmak üzere ilgili tüm aktörlere" çağrıda bulundu. Açıklamada, Karadeniz'de seyrüsefer emniyeti için "ivedilikle somut tedbirler" alınması gerektiği vurgulandı. Bakanlık, saldırıların sivil gemileri hedef almasından duyduğu "ciddi endişeyi" dile getirirken, bu tırmanışın önlenmemesi halinde gıda güvenliği başta olmak üzere çok boyutlu olumsuz sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu. Uzmanlara göre Ankara, Karadeniz'deki ticari çıkarlarını korumak ve bölgede yeniden bir denge kurmak için diplomatik baskısını artıracak.
Küresel Gıda Güvenliği ve Enerji Fiyatları Tehdit Altında
Karadeniz'deki kriz, bölgesel sınırları aşarak küresel piyasaları tehdit ediyor. Karadeniz, dünya buğday ticaretinin yaklaşık yüzde 28'ini karşılıyor. Saldırılar nedeniyle Ukrayna'nın Odessa ve Mikolayiv limanlarına 22 Temmuz'dan bu yana hiçbir gemi yanaşamadı. Bu durum, küresel tahıl piyasalarında alarm zillerinin çalmasına neden olurken, Ukrayna Tarım Bakanlığı, deniz ablukasının tarım sektörüne bu yıl 3 milyar dolara varan doğrudan zarar verebileceğini açıkladı.
Enerji sektörü de benzer bir baskı altında. Rusya'nın Novorossiysk limanından yapılan petrol sevkiyatlarında yaşanan aksaklıklar ve artan maliyetler, enerji fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor. Uzmanlar, bu krizin Kızıldeniz ve Hürmüz Boğazı'ndaki mevcut gerilimlerle birleştiğinde, küresel tedarik zincirleri üzerinde birikimli (kümülatif) bir baskı yaratacağını ve hem enerji hem de gıda fiyatlarını daha da istikrarsız hale getirebileceğini belirtiyor. Türkiye'nin çağrısına rağmen tarafların birbirini suçlamaya devam etmesi, krizin yakın zamanda çözülmeyeceğine ve küresel ekonomik etkilerinin daha da derinleşeceğine işaret ediyor.
