23 Haziran seçimlerine Rusya Medyasından yoğun ilgi: İSTANBUL NEDEN ÖNEMLİ (Yorum)

195

Yüksek Seçim Kurulu’nun açıkladığı sonuçlara göre, Türkiye’de yapılan 31 Mart yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı CHP’li aday Ekrem İmamoğlu kazanmıştı. AKP’nin itirazlarının uzaması nedeniyle, YSK kararının üzerinden iki hafta sonra ancak mazbatasını alabilen Ekrem İmamoğlu, bu görevde sadece 18 gün kalabilmiş ve 6 Mayıs’ta yine YSK kararıyla geçmişe yönelik olarak İstanbul seçimleri iptal edilmişti.

Türkiye iç siyasetini daha çok ilgilendiren bu gelişme bütün Dünya medyası tarafından sıcağı sıcağına takip edildiği gibi Rus medyasının da gündemindeydi. Farklı kanallarda ve gazete sütunlarında uzmanlar AKP Hükümeti’nin ve parti başkanı Tayyip Erdoğan’ın neden İstanbul’u bırakmak istemediği yorumlarını yapıyorlar. 1994 yılından beri İstanbul’un idaresini elinde tutan Erdoğan ve ekibi İstanbul’u bırakmak istemiyor. Peki neden? İstanbul niçin bu kadar önemli?

AKP'nin 31 Mart yerel seçimlerinde İstanbul ve Ankara gibi önemli büyük şehirleri , CHP ve İYİ Partinin adayları karşısında (HDP’nin desteğiyle), kaybetmesinin yankıları Türk siyasetinde deprem etkisi yaptı. Daha ilk akşam kendi ekibine sert tepki koyan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın, 'zafer' konuşması yapmak için çıktığı balkonda AKP'den başka bir ismin olmaması bu depremin ilk ardıçlarıydı. Erdoğan balkon konuşmasında ilk defa tek başınaydı.

Erdoğan her ne kadar ‘biz birinci partiyiz’ dese de AKP ciddi oy kaybetti. Oyların yüzde 35-36’lara düştüğü konuşuluyor. Seçimden önce, “AKP kayıplarını MHP oylarıyla örtecek” şeklinde anketler vardı. Sonuç anketleri doğru çıkardı. Erdoğan, AKP oylarını değil, “Cumhur İttifakı” oyunu ön plana çıkardı. Balkon konuşmasında da bu nedenle “AKP birinci parti” demekle yetindi."

Türkiye’de İstanbul, bir siyasi parti için hayatta kalma mücadelesinin en yüksek olduğu yer. Cumhurbaşkanı Erdoğan bunu defalarca söyledi. ‘İstanbul demek, Türkiye demek' dedi. 20 milyon nüfuslu bu şehir Türkiye ekonomisinin lokomotifi. Ayrıca hem kültürel hem de basın yayın merkezi. Bütün ulusal kanalların ve gazetelerin merkezi İstanbul’da. Türk siyaseti İstanbul’da belirlenir. Erdoğan’ın siyasi kariyeri burada başladı. 1994 yılında Milli Görüş hareketinin partisi olan Refah Parisinin adayı olarak İstanbul Belediye Başkanı seçildi. AKP için önem arzeden ve Cumhurbaşkanı’nın oğlu ile kızının sahibi olduğu vakıflar da dahil onlarca vakfın finans kaynağının İstanbul belediyesi olduğunu herkes biliyor. Hepsi, belediyenin parasıyla ayakta duruyor. O kaynakları kim yönetiyorsa bir avantaj sağlıyor. Eğer İstanbul CHP’nin eline geçerse, AKP'nin kurallara aykırı bir harcama yapıp yapmadığı da ortaya çıkacak. Ve belki parti önde gelenleri çok zorda kalacak.

AKP’nin manevra yapmak için yaptığı hamleler yeni çöküşlere neden oldu. Muhalefet daha iyi kenetlendi. CHP’yi destekleme kararı alan Kürt halkları düşüncelerinden vazgeçiremediler. Gelinen durumda, bütün uzmanlar ekonomik krizin de önemli payı olduğuna işaret ediyorlar. İşsizlik ve enflasyon rekor rakamlara ulaştı. İş dünyasında ve halkta güveninin kaybedildiğine, tarım politikasının çöktüğüne ve muhalefete hapis tehdidinin fayda vermediği konuşulan temel konular.

AKP ve Erdoğan’ın ‘YSK bize kazandırmalı' çabası büyük bir hataya dönüşmüş durumda. Tekrar seçim gününe bir hafta kalmışken bütü anketler CHP ve İYİ parti adayı Ekrem İmamoğlu’nu daha fazla yüzdeliklerle önde gösteriyor. Hükümet tarafından YSK ve AA gibi kurumlara baskılar ve neticesinde ortaya çıkacak bütün olumsuzluklar partiden, hükümetten öte Erdoğan’ın hanesine yazılacak. Memnuniyetsizliklerden oluşan kötü sözler, Erdoğan’ı bulacak!.

Ekonomik kriz ve fakirleşmeye tepkilerin sandığa henüz tam olarak yansımadığı da görülüyor. Çünkü bu belediye başkanlığı ve yerel idareler seçimiydi. Eğer parlamento için erken seçim kararı alınırsa bu etki tam görülecektir. AKP, önümüzdeki dört yılda buna çare üretemez ve memnuniyetsizliği gideremezse ciddi bir erime yaşanacağından şüphe yok. İstanbul demek, Türkiye demek. Bir hafta sonra Türk siyasetinde nasıl bir kırılma olacak hep beraber göreceğiz.

A. A. Osmanoğlu