BAE OPEC'ten Çıkıyor: Petrol Piyasasında Deprem

HABERRUS - Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nde (OPEC) Suudi Arabistan ve Irak'ın ardından üçüncü sırada yer alan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), yaklaşık 60 yıllık üyeliğin ardından 1 Mayıs itibarıyla örgütten çekilme kararı aldı. Aynı adım OPEC+ için de geçerli olacak.

Devlet haber ajansı WAM aracılığıyla yapılan açıklamada, "ulusal çıkarların ve yatırımcılara, müşterilere, ortaklara karşı yükümlülüklerin gerektirdiği adımlara odaklanma zamanının geldiği" vurgulandı. BAE'nin OPEC üretimindeki payı yüzde 11'i aşıyor.

Kota krizi ve 4,8 milyon varillik kapasite baskısı

BAE'nin mevcut üretim kapasitesi 4,8 milyon varil/günü aşarken, 2027 hedefi 5 milyon varil/gün seviyesinde bulunuyor. Buna karşılık Nisan ve Mayıs ayları için OPEC kotası yalnızca 3,4 milyon varil/gün düzeyindeydi. Mart ayında üretimini bir önceki aya göre neredeyse yüzde 90 düşürerek 1,82 milyon varil/güne çeken ülke, daha önce 2020 ve 2023 yıllarında da kota anlaşmazlıkları nedeniyle örgütten ayrılma sinyali vermiş ancak geri adım atmıştı.

ABD ile gizli pazarlık ve düşük fiyat senaryosu

Ulusal Enerji Güvenliği Fonu Başkan Yardımcısı Aleksey Grivaç, kararı "OPEC ortaklarına karşı bir demarş" olarak nitelendirirken, Mali Üniversite uzmanı İgor Yuşkov, çıkışın ABD ile yapılan mali destek görüşmelerinin bir şartı olabileceğini öne sürüyor. Yuşkov'a göre Washington, İran'la yaşanan çatışmanın uzaması halinde iç piyasada akaryakıt fiyatlarını düşük tutabilmek için küresel petrol fiyatlarının gerilemesine ihtiyaç duyuyor. Aynı uzman, Hürmüz Boğazı'nın kapalı olması nedeniyle BAE'nin hemen üretim artıramayacağını, ancak boğaz açıldığında fiyatlar üzerinde ciddi baskı oluşacağını belirtiyor.

Irak, Kazakistan ve Venedik sırada mı?

Kasatkin Consulting ortağı Dmitriy Kasatkin, BAE'nin yarattığı emsalin diğer üyeleri de cesaretlendirebileceğini savunuyor. Özellikle Irak ve Kazakistan'ın iç üretim stratejileriyle OPEC kotaları arasında benzer çelişkiler yaşadığına dikkat çeken Kasatkin, Venezuela ve İran'ın da ABD ile ilişkileri nedeniyle potansiyel çıkış adayları arasında sayıldığını ekliyor. Ancak İgor Yuşkov, Hürmüz Boğazı krizi sürerken diğer ülkelerin yüksek fiyattan yana tavır alarak şimdilik çıkış açıklamayacağını düşünüyor.

Rusya için çifte risk: Fiyat düşüşü ve pazar kaybı

Rusya açısından en karamsar senaryoyu Dmitriy Kasatkin şöyle özetliyor: "Büyük üreticiler yalnızca kendi çıkarlarına göre hareket etmeye başlarsa, önce uzun bir düşük fiyat dönemi, ardından koordinasyonsuzluk nedeniyle yüksek volatilite ve piyasa şokları görürüz." Freedom Finance Global analistleri ise asıl tehlikenin BAE'nin çıkışından çok, OPEC+ ittifakının dağılması ve İran krizinin bitimiyle başlayacak uzun vadeli fiyat düşüşü olduğuna işaret ediyor. Yuşkov ayrıca Rusya'nın halihazırda kendi kotasının altında üretim yaptığını ve ihracat terminallerinin sürekli saldırı altında bulunduğunu hatırlatarak, Moskova'nın kısa vadede arzını artıramayacağını vurguluyor.

Suudi Arabistan tek başına yeterli olmayacak

Kasatkin'e göre örgüt küresel üretimin yüzde 3-5'i üzerindeki kontrolünü kaybedecek. Artık yalnızca Suudi Arabistan'ın çekirdek güç olarak kalacağını belirten uzman, "Riyad tek başına küresel piyasaları etkileyemez; her şey mevcut ve potansiyel üyelere şimdi ne önereceğine bağlı" değerlendirmesinde bulunuyor.