NATO, Rusya’ya Karşı Nükleer Tatbikat Yapacak

HABERRUS - NATO, 13-23 Ekim tarihleri arasında İtalya’da düzenlenecek yıllık nükleer tatbikatı Steadfast Noon’a 17 üye ülkenin katılacağını açıkladı. Tatbikat, ittifakın Ağustos ayında Kaliningrad bölgesi yakınlarında gerçekleştirdiği tatbikatın ardından Rusya ile artan gerilim ortamında yapılıyor. Moskova, söz konusu tatbikatın ardından ittifak ülkelerine, nükleer silah kullanımı dahil olmak üzere saldırı düzenleyebileceği uyarısında bulunmuştu.

NATO: Tatbikat planlı, endişe yok

NATO yetkilileri, tatbikatın rutin olduğunu ve endişe yaratmaması gerektiğini savunuyor. İttifakın nükleer politika direktörü Nasima Barrows, “Bunu her yıl yapıyoruz ve bu aynı zamanda Rusya gibi ülkelere endişelenecek bir şey olmadığına dair net bir mesajdır. Her şey öngörülebilir ve yanlış hesaplama için bir neden yok” dedi. NATO, kendisini “savunma ittifakı” olarak tanımlamaya devam ediyor.

Tatbikatın içeriği: Uçaklarla nükleer simülasyon

Tatbikatta nükleer kuvvetler, askeri havacılık unsurlarıyla birlikte hareket edecek. ABD Hava Kuvvetleri’nden Albay David Bull’a göre tatbikat, alarm simülasyonu ve uçuşları içeriyor; ancak “gerçek nükleer silah” kullanılmayacak. Tatbikat kapsamında nükleer yetenekli uçakların görev planlaması, güvenli iletişim ve kriz anında koordinasyon gibi konular prova edilecek.

Rusya’dan henüz yanıt yok

Rusya’nın Belçika Büyükelçiliği, Politico’nun yorum talebine yayın anına kadar yanıt vermedi. Kremlin, daha önce NATO’nun Kaliningrad yakınlarındaki tatbikatını provokasyon olarak nitelendirmiş ve Moskova’nın gerekli karşılığı vereceğini açıklamıştı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Batı’nın Rusya’ya stratejik bir yenilgi yaşatma çabasının nükleer çatışma riskini artırdığı uyarısında bulunmuştu.

Gerilim artıyor

NATO’nun nükleer tatbikatı, Ukrayna savaşının dördüncü yılında Rusya ile Batı arasındaki gerilimin yüksek seyrettiği bir döneme denk geliyor. İttifak, tatbikatın Rusya’ya yönelik bir tehdit olmadığını savunsa da Moskova, NATO’nun Doğu Avrupa’daki askeri varlığını ve nükleer paylaşım düzenlemelerini kendisine yönelik bir tehdit olarak görüyor. Uzmanlar, taraflar arasındaki iletişim kanallarının açık tutulmasının yanlış hesaplama riskini azaltmak için kritik olduğunu vurguluyor.