ANALİZ: Rusya'da Türk iş Dünyası; Yatırımlar ile Zorluklar Bir Arada
MOSKOVA - Rusya'daki Türk iş dünyası, 2026 yılında bir yandan yeni ticari anlaşmalar ve yatırım projeleriyle ivme kazanırken, diğer yandan bazı sektörlerde daralma ve marka çekilmesiyle karşı karşıya. İki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler, jeopolitik ve lojistik faktörlerin gölgesinde çok yönlü bir tablo çiziyor.
Yeni ticari işbirliği anlaşması ve yatırım hamleleri
Haziran 2026'da Türkiye ile Rusya arasında yeni bir ticari işbirliği anlaşması imzalandı. Anlaşma, iki ülke arasında yeni yatırım olanaklarının oluşturulmasını ve girişimciler arasındaki doğrudan temasların güçlendirilmesini amaçlıyor. Aynı dönemde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Moskova'da Rusya'daki Türk iş insanlarıyla bir araya gelerek Türk iş dünyasının güncel durumunu ele aldı. Görüşme, diplomatik temasların ötesinde ekonomik boyutuyla da öne çıktı.
Bölgesel düzeyde de somut adımlar atılıyor. Tataristan ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi, iki ülke arasındaki genel ticaretteki düşüşe rağmen artış gösteriyor. Makine mühendisliği, uçak ve gemi yapımı, hafif sanayi, turizm ve inşaat gibi alanlar potansiyel işbirliği sektörleri olarak öne çıkıyor. Tataristan'ın başkenti Kazan'da düzenlenen KAZANFORUM 2026'da Türk inşaat grubu SMK Holding'in iştiraki SMK Stroyinvest'in üst yöneticisi de yer aldı.
Rostov bölgesi ise Türk iş dünyasını özel ekonomik bölgeye yatırımcı olarak çekmeyi hedefliyor. Bölge yönetimi, Türk üreticileri avantajlı koşullarla üretim tesisi kurmaya davet ediyor. Benzer şekilde, Ufa yakınlarında Türk yatırımcıların bir yük vinci fabrikası inşa edeceği duyuruldu. Başkurdistan'ın 2025 yılında Türkiye ile ticaret hacmi yüzde 4,1 artarken, bölgeden Türkiye'ye ihracat yüzde 10,6 yükseldi.
Enerji ve nükleer alanda işbirliği arayışı
Türk şirketleri, Rusya'nın en büyük nükleer enerji projelerinden biri olan Akkuyu Nükleer Santrali'ne hisse almakla yakından ilgileniyor. Nisan 2026'da Rosatom ile Türk şirketleri arasında bu yönde somut bir diyalog yürütüldüğü açıklandı. Bu ilgi, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin enerji alanında da derinleşebileceğine işaret ediyor.
Ticaret hacminde sert düşüş
Ancak genel tablo, yeni yatırımlar kadar parlak değil. Türkiye'nin Rusya'dan ithalatı 2026'da keskin bir düşüş gösterdi. Ağustos ayında ithalat, bir önceki aya göre yaklaşık yüzde 40 azalarak 3,23 milyar dolardan 1,94 milyar dolara geriledi. Yılın ilk dört ayında ise Türkiye'nin Rusya'dan ithalatı 3,5 milyar dolar azalarak yüzde 22,8 düştü; bu, Ankara'nın tüm ticaret ortakları arasındaki en sert düşüş oldu. Karadeniz üzerinden ticaret hareketleri lojistik baskılarla karşılaşıyor.
Buna karşılık Türkiye'nin Rusya'ya ihracatı, ocak-eylül döneminde 4,1 milyar doları aşarak BRICS ülkeleri arasında en yüksek seviyeye ulaştı. Yani Rusya, Türk ihracatçıları için hâlâ kritik bir pazar konumunda.
Perakende markalarında çekilme dalgası
Türk iş dünyasının Rusya'daki en görünür zorluklarından biri, perakende markalarının ülkeden çekilmesi oldu. 2026'nın ilk yedi ayında Rusya'daki mağazalarını kapatan yabancı şirketler arasında Türk markaları yüzde 13 ile ilk sırada yer aldı. Madame Coco, Chakra, NetWork, OXXO, Beymen Club, Karaca Home ve Les Benjamins gibi markalar Rusya pazarından çıktı veya tüm mağazalarını kapatma kararı aldı. Mudo'nun çıkışı ise 2025'te tamamlanmıştı.
Sektörde kalan markalar arasında LC Waikiki ve Colin's gibi isimler öne çıkıyor. Bu çekilme dalgası, Rusya'daki tüketici talebindeki değişim, lojistik zorluklar ve markaların küresel stratejilerini gözden geçirmesiyle ilişkilendiriliyor.
Büyük ölçekli bir projede iptal
Türk iş dünyasını olumsuz etkileyen bir diğer gelişme, Eylül 2026'da yaşandı. Rus devletine ait petrokimya şirketi SIBUR, Türk şirketi Yamata'nın üstlendiği Tataristan'daki 2,1 milyar dolarlık projeyi feshetti. Bu iptal, büyük ölçekli altyapı ve sanayi projelerinde de risklerin sürdüğünü gösteriyor.
Genel değerlendirme
Rusya'daki Türk iş dünyası, 2026'da çelişkili bir tablo sergiliyor. Bir yandan yeni ticari anlaşmalar, bölgesel yatırım teşvikleri ve enerji projelerine ilgi devam ederken; diğer yandan genel ticaret hacmindeki daralma, perakende markalarının çekilmesi ve büyük proje iptalleri sektörün karşı karşıya olduğu riskleri ortaya koyuyor. İki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin seyri, büyük ölçüde jeopolitik koşullara, lojistik imkânlara ve karşılıklı yatırım ortamının istikrarına bağlı görünüyor.
