Rusya, Ermenistan'dan Sebze-Meyve Alımını Durduruyor Mu?

HABERRUS - Rusya'nın tarım ürünleri denetim kurumu Rosselhoznadzor, Ermenistan'dan yapılan bitkisel ürün ithalatında yaşanan sorunların sadece çiçeklerle sınırlı olmadığını, sebze ve meyve sevkiyatlarında da ciddi problemler bulunduğunu açıkladı. Kurum, geçtiğimiz günlerde 22 Mayıs'tan itibaren Ermeni çiçeklerinin ithalatını geçici olarak durdurmuştu. Yapılan yeni açıklamalarla birlikte bu tedbirlerin diğer tarım ürünlerini de kapsama alanının genişleyebileceği sinyali verildi.

Sebze ve Meyvede Karantina Tehlikesi

Rosselhoznadzor'un başındaki isim Sergey Dankvert, devlet kanalı "Vesti"ye yaptığı açıklamada endişe verici veriler paylaştı. Buna göre, 2026 yılı Mayıs ayı itibarıyla Ermenistan'dan ithal edilen sebze ve meyvelerde 146 ayrı vakada tehlikeli böcek ve bakteri tespit edildi. Yetkililer, bu durumun iki ülke arasındaki tarım ticaretini tehdit eden yeni bir krizin habercisi olduğunu belirtti.

Dankvert konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:

"Sorun sadece çiçeklerle ilgili değil. Sebze ve meyvelerde de sıkıntılar yaşıyoruz."

Kurum, kararlarını uygulamadan önce titiz bir inceleme süreci yürütüyor. Dankvert'in açıklamasına göre Rosselhoznadzor'un uzman ekipleri halihazırda Ermenistan'da saha denetimlerine başlamış durumda. Yaklaşık bir hafta sürmesi beklenen bu incelemelerin tamamlanmasının ardından, ithalatın tamamen mi yoksa kısmen mi yasaklanacağına dair nihai bir karar verilecek.

Çiçek İhracatında Çarpıcı Rakamlar

Krizin temel tetikleyicisi ise şüphesiz çiçek sevkiyatlarında yaşanan büyük çaplı ihlaller. Rosselhoznadzor'un resmi verilerine göre, Ermenistan'dan Rusya'ya giriş yapan toplam 96,2 milyon adet çiçekte 135 ayrı vakada karantina nesnelerine rastlandı. Bu sayı, bir önceki yılın (2025) toplam ihlal sayısının yüzde 77'sine denk geliyor.

Rus yetkililer, bu durumu Ermenistan'ın verdiği garantilere rağmen yaşandığını ve artık tolerans gösterilemeyecek bir boyuta ulaştığını vurguluyor. Öyle ki yalnızca 2025 yılında Ermenistan, çiçek ihracatından tam 49,1 milyon dolar gelir elde etti. Bu rakamın 46 milyon doları, yani yüzde 93,8'i sadece Rusya pazarından sağlandı. Bu çarpıcı tablo, Ermenistan'ın Rusya pazarını kaybetmesi durumunda çiçek ihracatından elde ettiği gelirin neredeyse tamamını kaybedeceğini ve ekonomik olarak büyük bir darbe alacağını gözler önüne seriyor. Aynı zamanda Ermenistan, tarım ürünlerinin yüzde 98'ini ve sert alkollü içeceklerinin yüzde 78'ini Rusya'ya satarak bu pazara olağanüstü bir bağımlılık gösteriyor.

Paşinyan'dan "İşleyen Pazar" Yorumu

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise krizi yatıştırmaya yönelik bir üslup benimsedi. Paşinyan, Rusya'nın uyguladığı geçici çiçek ithalatı yasağını "olağan ve işleyen bir pazar durumu" olarak nitelendirdi.

Başbakan, konuyla ilgili açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

"Bu, bir kez daha yaşanan sıradan bir çalışma durumu. Fitosaniter gerekliliklere uymayan ürünlere yönelik kısıtlamalar her zaman olmuştur. Bu tür durumları onlarca kez yaşadık. Farklı ürünlerle ilgili de başka sorunlar yaşandı."

Paşinyan'ın bu sakin yaklaşımı, iç piyasada yaratılan endişeyi bastırmaya ve Rusya ile ilişkilerdeki pürüzlerin geçici olduğu mesajını vermeye yönelik olarak yorumlanıyor.

Siyasi Bir Boyut Var mı?

Kimi çevreler ve medya kuruluşları, bu hamlenin ardında salt tarımsal endişelerden çok siyasi bir mesaj olabileceğini tartışmaya açtı. Rosselhoznadzor, yaşanan krizin arka planında Ermenistan'ın Avrupa Birliği ile artan ticari ilişkilerinin rol oynayabileceğine dikkat çekiyor.

Dankvert daha önce yaptığı açıklamalarda Ermenistan'ın, Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) üyesi olarak sahip olduğu kolaylıkları kullanarak, Rusya pazarına üçüncü ülkelerden (özellikle AB ülkeleri) gelen ürünleri "yerli malı" gibi göstererek soktuğu yönündeki şüphelerini dile getirmişti. Özellikle Avrupa ile ilişkilerini geliştiren Erivan yönetiminin, Moskova nezdinde artan güvensizliğe neden olduğu belirtiliyor. Rus yetkililer, AEB'nin getirdiği kolaylıkların Ermenistan tarafından Avrupa menşeli ürünler için bir 'arka kapı' olarak kullanıldığı endişesini taşıyor. Bu durum, son günlerde yoğunlaşan ithalat denetimlerinin ve yaptırımların temelinde bir güven bunalımı olabileceğini gösteriyor.