‘Sadece isim aynı kalacak: Ayasofya artık Hıristiyanları ve Müslümanları birleştiren bir sembol değil’

168

HABERRUS - Ayasofya’nın tekrardan camiye çevrilmesi ve ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ulusa sesleniş konuşmasında 24 Temmuz Cuma günü cuma namazıyla birlikte Ayasofya'yı ibadete açmayı planladıklarını söylemesi Rusya’da geniş yankı buldu.

15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin yıldönümüne denk getirilmesi manidar

Erdoğan’ın Ayasofya kararının 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin yıldönümüne denk getirilmesinin manidar olduğu belirten Rus basını, Ayasofya’nın laik Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk yönetiminde müze statüsü aldığını, Ayasofya’nın Atatürk sayesinde Müslümanları ve Hristiyanları birleştiren hoşgörü sembolü haline geldiğine vurgu yapıyor.

Türkiye’de İktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Devletteki İslamcı yönetim anlayışıyla Atatürk'ten çok farklı görüşlere sahip olduğunu belirtiyor.

Erdoğan’ın aldığı Ayasofya kararına yüzde 30’luk bir kesimin karşı çıkıyor

Türkiye’de Erdoğan’ın aldığı Ayasofya kararına yüzde 30’luk bir kesimin karşı çıktığını, Ayasofya’nın UNESCO Dünya Mirası Listesinde olduğunu hatırlattığı vurgulanıyor.

Türk makamlarının Ayasofya'daki Hıristiyan mozaikleri koruma sözü verdiğini ancak bunun nasıl yapılacağının detaylarını belirtmediğini, anlaşılan şimdilik sadece ibadethanenin adının korunacağının bilindiğini gerisinin belirsizliğini koruduğunu belirtiyor.

Rus basına yansıyan haberlere göre Moskova Patrikhanesi’nin Dış İlişkiler Dairesi Başkanı Metropolit Hilarion, Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi kararının hem Türkiye hem de dünyada ilişkilerin kasıtlı olarak gerilmesini amaçladığını söyledi.

Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi birçok kişi tarafından olumsuz karşılanacaktır

Ortodoks Hıristiyanlar için Konstantinopolis Sofyası dünya açısından kutsal öneme sahip bir mabed olmaya devam ediyor ve statüsünün camiye dönüştürülmesi ülkemizde de dahil olmak üzere birçok kişi tarafından olumsuz karşılanacaktır diyen Metropolit Hilarion, ‘sert değerlendirmeler yapmak istemiyorum, ancak bu kararın hem Türkiye'de hem de dünyada dinler arası ilişkileri bilinçli bir şekilde germe amacı taşıdığını düşünüyorum. Bunun sorumlularını ben değil, tarih gösterecektir.’ Şeklinde konuştu.

Ayasofya’nın cuma günleri Müslümanlar ve pazar günleri Hıristiyanlara paralel kullanım için ayrıldığı konusuna vakıf olmadığını belirten Hilarion, "Bu tür uzlaşmalara dair örnekler bilmiyorum ve bu durumda bunların mümkün veya uygun olduğunu düşünmüyorum" ifadelerini kullandı.

Ayasofya’nın statüsüyle ilgili sorun Türkiye’nin iç meselesi olarak görünebilir, ama aslında bu böyle değil

Bir diğer tepki de Rusya Parlamentosu'nun alt kanadı Duma’da Dışişleri Komitesi Başkanı Leonid Slutskiy’den geldi.

RIA Novosti’ye açıklamasında, “Ayasofya’nın statüsüyle ilgili sorun aslında sadece resmi olarak Türkiye’nin iç meselesi olarak görünebilir, ama aslında bu böyle değil. Ayasofya, UNESCO dünya mirası listesinde yer alıyor, müze statüsüne sahip, bu nedenle Türk makamları üzerinde bu anıtın evrensel değerini korumak için bir takım yasal yükümlülükleri var” ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletler ve farklı ülkelerin din adamlarının Ayasofya’nın camiye dönüştürülmemesi çağrısında bulunduğunu ve Duma’nın geçtiğimiz günlerde bu konuda TBMM’ye yönelik bir bildiri yayınladığını hatırlatan Rus milletvekili; “Tüm çağrıların henüz hiçbir etkiye sahip olmaması ve Türkiye’deki mahkemenin Kemal Atatürk’ün bilgelik dolu bu kararı iptal etmesi talihsiz bir durum. Camilerin sayısı çok olabilir, ama Ayasofya tek. Bu mabet, tarihi değer açısından eşsiz. Ankara’dakilerin bu anlayıştan çok uzak olması çok üzücü”. Şeklinde konuştu.

Türkiye’nin sosyal, politik ve kültürel hayatına da olumsuz yansıyacak

Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma’da Dışişleri Komitesi Başkan Yardımcısı Dmitriy Novikov, RIA Novosti’ye açıklamasında, “Bence bu, sadece Ortodoks dünyası için acı olmayacak, Türkiye’nin iç sosyal, politik ve kültürel hayatına da olumsuz yansıyacak. Atatürk’ü bir kez daha analım, ne de olsa laik devletin oluşturulması onun mirasıydı” dedi.

Türkiye’nin, tarihi gelenekler gereği İslam’ın ana din olduğu, ama aynı zamanda farklı mezhep ve milletlerin temsilcilerinin de yaşadığı büyük bir ülke olduğunu kaydeden Novikov, “Türkiye’nin modern dünyadaki konumu açısından elbette Ayasofya’nın müze olarak kalması tüm dünyanın, farklı halkların ve mezheplerin ve elbette Türkiye’nin çıkarlarına uygun olurdu” ifadesini kullandı.