İran'daki Protestolar Rejimi Devirebilir mi?

İran'da Rejimin Kaderi Sorgulanıyor: Ekonomik Çöküşten Beslenen Protestolar Devrim Rüzgarları mı Estiriyor?

HABERRUS - İran'da 13 gündür devam eden kitlesel protestolar, ülkeyi 1979 İslam Devrimi'nden bu yana en ciddi iç sınamalardan biriyle karşı karşıya bıraktı.

Ulusal para birimi Riyal'in tarihi çöküşüyle tetiklenen ancak hızla siyasileşen gösteriler, yalnızca Tahran'da değil, onlarca şehirde rejim karşıtı bir dalgaya dönüştü.

Dini Lider Ali Hamaney'in "dış güçlerin kışkırtması" olarak tanımladığı bu hareket, ABD ve İsrail'den gelen açık destek ve askeri müdahale tehditleriyle uluslararası bir kriz boyutuna ulaşmış durumda.

Peki, bu protestolar 44 yıllık İslam Cumhuriyeti rejimini devirebilecek mi?

Protestoların Anatomisi: Pazarcıların Öfkesinden Ulusal Ayaklanmaya

Protestoların fitili, 30 Aralık 2025'te İran Riyali'nin 1.42 milyon riyal = 1 dolar gibi akıl almaz bir seviyeye gerilemesiyle ateşlendi. Bu çöküş, zaten ağır yaptırımlar ve yönetim sorunlarıyla boğuşan İran ekonomisinin iflas noktasına geldiğinin en somut göstergesiydi.

  • Yıllık Enflasyon: %42.2 ile son 30 yılın en yüksek seviyelerinde.
  • İşsizlik ve Yoksulluk: Özellikle genç nüfus arasında kronikleşmiş durumda.
  • Benzin Zamları: Hükümetin, kaçakçılık ve bütçe açığını gerekçe göstererek sübvansiyonlu benzine getirdiği kademeli zamlar, ulaşım maliyetlerini katladı. Bu, halkın alım gücüne indirilen son darbe oldu.

İlk eylemler, Tahran'ın Ferdowsi ve Tajrish gibi tarihi pazarlarında, dükkân kepenklerini indiren esnafın sokaklara dökülmesiyle başladı. "Ekonomimiz öldü, hükümet istifa" sloganları atılıyordu. Ancak polisin sert müdahalesi ve gözaltılar, öfkeyi büyüttü. Saatler içinde, talepler ekonomik sorunlardan siyasi bir sisteme yönelik radikal bir redde evrildi.

"Kahrolsun Hamaney", "Diktatöre Ölüm", "Şaha Geri Dönüş Yok, Mollalara da İzin Yok" sloganları, Tahran'dan Meşhed, Şiraz, İsfahan'a kadar onlarca şehirde yankılandı. Güvenlik güçleri, göstericilere göz yaşartıcı gaz, plastik mermi ve gerçek mermiyle karşılık verdi. İnsan hakları örgütleri, çoğu baş ve göğüs bölgesinden olmak üzere en az 27 kişinin öldüğünü, 800'den fazla kişinin gözaltına alındığını bildirdi. İnternet erişiminde ciddi kesintiler yaşanırken, özellikle ülkenin batısındaki Kürt bölgelerinde çatışmalar şiddetlendi.

Rejim Yanıtı: "Baskı ve Diyalog" İkilemi

Rejim içinde protestolara yaklaşım konusunda görünür bir ikilik hakim.

  • Dini Lider Ali Hamaney: Olayları, "ABD, İsrail ve onların bölgesel uşaklarının" (Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne atıf) düzenlediği bir komplo olarak nitelendirdi. "Haklı talepleri olan protestocularla konuşulur, ancak anarşist isyancılar bastırılır" açıklamasını yaptı. Bu, Devrim Muhafızları ve Besic milislerine verilen bir "ne gerekiyorsa yapın" talimatı olarak yorumlandı.

  • Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan: Nispeten ılımlı bir tonla, güvenlik güçlerinden "aşırı güç kullanımından kaçınmalarını" ve "halkın taleplerini dinlemelerini" istedi. Ancak Pezeşkiyan'ın, ülkenin içişleri üzerinde nihai otoriteye sahip olmadığı ve bu çağrıların sahada pek karşılık bulmadığı görülüyor.

Rejimin asıl gücü olan İslam Devrimi Muhafızları Ordusu (IRGC) ve onun Kudüs Gücü, protestoların bastırılmasında ön safta. Özellikle ülkenin etnik azınlıkların yoğun olduğu bölgelerinde, müdahalenin daha da sert olduğu rapor ediliyor.

Uluslararası Cephe: Trump'ın Açık Çek'i ve Bölgesel Gerilim

Protestolar, İran'ı uzun süredir hedef alan Batılı güçler ve bölgesel rakipler için beklenmedik bir fırsat penceresi açtı.

  • ABD Başkanı Donald Trump: Sosyal medya platformu Truth Social'dan yaptığı bir dizi açıklamada, İranlı protestoculara "yanınızdayız" mesajı verdi. 8 Ocak'ta Fox News'e verdiği röportajda ise çok daha tehlikeli bir dil kullandı: "Eğer bu diktatörler masum insanları katletmeye devam ederse, onlara hiç beklemedikleri bir yerden, çok ama çok sert bir darbe indireceğiz. Seçenekler masada." Bu ifadeler, ABD'nin İran'a yönelik askeri bir saldırıyı gündeme getirdiği şeklinde yorumlandı. Trump'ın danışmanları, İran'ın kritik altyapılarına veya IRGC karargahlarına siber/sınırlı hava saldırıları gibi seçeneklerin değerlendirildiğini öne sürdüler.

  • İsrail: İstihbarat teşkilatı Mossad, Farsça bir Twitter hesabından yayınladığı videoda, "Sokaklardasınız. Zaman geldi. Biz de sizinleyiz. Sadece uzaktan değil, sahada da" mesajını verdi. Bu, İsrail'in İran içindeki ajanları vasıtasıyla protestoları aktif olarak destekleyebileceği, hatta sabotaj eylemlerine karışabileceği endişelerine yol açtı.

  • Bölgesel Rakip: Suudi Arabistan ve BAE: Resmi olarak sessiz kalsalar da, bölge diplomatları, bu ülkelerin İran'daki protestoları finansal olarak destekliyor olabileceğinden şüpheleniyor.

Muhalefetin Yeni/O Eski Yüzü: Rıza Pehlevi ve Monarşi Hayali

Protestolar büyüdükçe, sürgündeki muhalif figürler de sahneye çıktı. Bunların en önemlisi, 1979'da devrilen Şah'ın oğlu Rıza Pehlevi. Washington merkezli Pehlevi, The Washington Post'a yazdığı makalede kendisini "İran'ın demokrasiye geçiş sürecinin birleştirici lideri" ilan etti. "Ne şaha dönüş var, ne de mollalara tahammül" diyerek kendine özgü bir üçüncü yol çizdi. Sosyal medyadan İranlıları sokaklara çıkmaya ve Trump'ı müdahaleye çağırdı.

Ancak analistler, Pehlevi'nin İran içindeki kitlesel bir tabanı olmadığı konusunda hemfikir. 44 yıllık İslam Cumhuriyeti döneminde doğan genç nüfus için monarşi nostaljik bir kavramdan öteye gitmiyor. Pehlevi'nin rolü, daha çok Batı medyası ve ABD yönetimi nezdinde bir "meşru muhalif" figürü olmaktan ibaret.

Rejim Devrilebilir mi? Senaryolar ve Olasılıklar

İran rejiminin bu fırtınayı atlatıp atlatamayacağı, birkaç kritik faktöre bağlı:

1. Senaryo: Rejim Sertlikle Ayakta Kalır (En Yüksek Olasılık)

  • Güçlü Yanları: Rejim, IRGC, Besic, istihbarat ağı ve derin devlet yapısıyla olağanüstü bir baskı kapasitesine sahip. 2009, 2017 ve 2022'deki benzer ayaklanmaları kanla bastırdı. Ekonomik kriz, yaptırımlardan ve yolsuzluktan kaynaklandığı için, rejim suçu dış güçlere atarak içeride meşruiyet sağlayabilir.

  • Zayıf Yanları: Ekonomik çöküş o kadar derin ki, orta sınıf ve geleneksel rejim destekçileri (bazargân - tüccarlar) bile ayakta. Bu tabanın desteğini tamamen kaybetmek, rejimin sonunu getirebilir. Ayrıca, IRGC içindeki hizipleşmeler ve sürekli savaş halinin yarattığı yorgunluk, rejimin omurgasında çatlaklar oluşturabilir.

2. Senaryo: Kontrollü Değişim ve "Yumuşak Geçiş"

  • Güçlü Yanları: Dini Lider Hamaney yaşlı ve sağlık sorunları var. Onun ardılı sürecinde, IRGC'nin daha pragmatist kanadının devreye girerek, cumhurbaşkanlığı makamını güçlendirdiği, iç ve dış politikada tavizler verdiği bir "Çin-Vietnam modeli"ne geçiş mümkün. Bu, rejimin adını ve temel yapısını korurken, ekonomik ve sosyal hayatta reform yapması anlamına gelir.
  • Zayıf Yanları: Rejimin ideolojik çekirdeği, özellikle kadim dini liderlik kurumu, her türlü yapısal değişime şiddetle karşı. Bu kanadın direnişi, herhangi bir kontrollü geçişi sabote edebilir.

3. Senaryo: Devrim ve Rejimin Çöküşü (Düşük ama Artan Olasılık)

Halkın öfkesinin boyutu ve yaygınlığı** tarihte görülmemiş seviyede. Ekonomik çöküş, insanların kaybedecek bir şeyi kalmadığı hissini yayıyor. Dış müdahale tehdidi (ABD/İsrail), rejimin güvenlik aparatını iki cephede savaşmaya zorlayarak yıpratabilir. İran ordusunun (Artesh) geleneksel olarak IRGC'ye mesafeli duruşu, bir kopuş anında kritik olabilir.

  • Zayıf Yanları: Protestocuların net bir lideri, siyasi programı ve silahlı bir kanadı yok. Dağınık ve örgütsüz bir hareket, rejimin disiplinli baskı aygıtı karşısında dayanmakta zorlanır. Ayrıca, etnik (Azeri, Kürt, Beluç) ve dini (Sünni) gerilimler, rejim devrilse bile ülkenin parçalanması riskini taşıyor.

Sonuç: Tarihi Bir Kavşak

İran, 1979'dan bu yana en kritik kavşaklarından birinde. Ekonomik iflas, toplumsal patlama ve uluslararası tecrit, rejimi bir "varoluşsal tehdit" ile karşı karşıya bırakıyor. Rejimin sertlikle ayakta kalma kapasitesi hala yüksek olsa da, bu sefer durum farklı. Halkın sabrı tükenmiş görünüyor ve uluslararası toplum (en azından ABD-İsrail ekseni) rejim değişikliğini açıkça hedefliyor.

Önümüzdeki haftalar, rejimin ekonomik olarak "rüşvet dağıtma" (yardım paketleri, sübvansiyonlar) kapasitesine ve protesto dalgasının sönümlenme direncine bağlı olarak şekillenecek. Ancak bir gerçek artık çok net: İran'daki İslam Cumhuriyeti, kuruluşundan bu yana en büyük meşruiyet sınavını veriyor. Sonuç, yalnızca İran'ın değil, tüm Orta Doğu'nun jeopolitik haritasını yeniden çizecek kadar önemli.