RUSYA: "Güçlünün Haklı Olduğu Çağına Geri Dönüyoruz"

HABERRUS - Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, OTR televizyonuna verdiği röportajda ABD'nin enerji piyasalarındaki hegemonya stratejisini, Alaska'dan bu yana değişen müzakere dinamiklerini ve Rusya'nın yeni müttefiklerini sert bir dille değerlendirdi.

"ABD Rusya'yı Enerji Pazarlarından Siliyor"

Lavrov, ABD'nin Lukoil ve Rosneft'e yönelik yaptırımlarının Trump yönetiminin ilk büyük adımları olduğunu, Biden döneminin mirası olmadığını vurguladı. Macaristan ve Slovakya'nın ucuz Rus enerjisini koruma mücadelesini de ele alan Lavrov, "Onlara 'iki katına satın al, çünkü Rusya'yı cezalandırmalıyız' deniyor. Bu uluslararası ilişkilere yaklaşım değil" dedi.

Sürecin nereye evrileceğini de öngören Lavrov şunları söyledi: "ABD Rusya'yı tüm enerji pazarlarından çıkarıyor. Sonunda geriye yalnızca kendi topraklarımız kalacak. Sonra Amerikalılar gelip 'işbirliği istiyoruz' diyecek."

"Alaska'da Anlaşmaya Hazırdık, ABD Kararsız"

Ukrayna meselesinde dikkat çekici bir açıklama yapan Lavrov, Rusya'nın Alaska'da çözüme hazır olduğunu; ancak şimdi ABD'nin "kararsız" davrandığını ileri sürdü.

"Güçlü Haklıdır Dünyasına Döndük"

Uluslararası düzenin çözülmesine ilişkin Lavrov şöyle konuştu: "Hiçbir şeyin olmadığı bir dünyaya, sarmal içinde geri dönüyoruz. Uluslararası hukuk yok, Versay sistemi yok, Yalta sistemi yok. Gücün hak olduğu bir dönem."

"Müttefiklerimiz Artık Daha Fazla"

Rusya'nın müttefikleri konusunda tarihsel bir çerçeve çizen Lavrov, "Rus İmparatorluğu'ndan bu yana Rusya'nın yalnızca iki müttefiki olduğu bilinirdi: ordu ve donanma. Şimdi buna Hava-Uzay Kuvvetleri ve insansız hava aracı birlikleri de eklendi. Müttefiklerimiz artık daha fazla" dedi.

Ortadoğu: "Aceleci Yaklaşım Hiç İşe Yaramadı"

ABD-İsrail operasyonunun sonuçlarını "son derece ağır" olarak niteleyen Lavrov, bu adımların uzun süre yankı uyandıracağını belirtti. Ortadoğu'da müzakere masasında aceleci davranmanın hiçbir zaman sonuç vermediğini vurgulayan Lavrov, Amerikalı müzakerecilerin çalışacakları ülkelerin tarihi ve kültürüne yeterince hâkim olmadan masaya oturtulduğunu ileri sürdü.