Rus Uzmanlar'dan "Rusya Avrupa'ya Saldıracak" İddialarına Çarpıcı Yorum

HABERRUS - Rusya Dış İşleri Konseyi (RIAC) üyesi ve "Russia in Global Politics" dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Fyodor Lukyanov, Batılı liderlerin son dönemde sıkça dile getirdiği "Rusya'nın Avrupa'ya saldıracağı" yönündeki açıklamaların artık yalnızca bir propaganda aracı olmadığını, Avrupa elitlerinin buna gerçekten inanmaya başladığını söyledi.

Lukyanov, Tsargrad.tv'ye verdiği demeçte, Polonya Başbakanı Donald Tusk ve Almanya Savunma Bakanı gibi isimlerin Rusya ile savaşın kaçınılmaz olduğuna dair söylemlerini değerlendirdi.

Avrupa'daki bu söylemleri, mevcut krizlerle mücadele eden Avrupa kamuoylarına Ukrayna'ya onlarca milyarlarca euro aktarılmasını meşrulaştırmak için başvurulan "korku hikayeleri" olarak nitelendirdi.

Lukyanov'a göre, bu anlatı aynı zamanda Avrupa birliğinin temel bir unsuru haline geldi; eğer bu "dış düşman" imajı ortadan kalkarsa, birçok iç sorun ve çıkar çatışması su yüzüne çıkacak.

Kortunov: 20. Yaptırım Paketinde Enerji Ayrıcalığı ve Sınırlı Etki

Uluslararası İlişkiler Uzmanı ve Valday Kulübü üyesi Andrey Kortunov ise URA.Ru'ya yaptığı değerlendirmede, Avrupa Birliği'nin kabul ettiği 20. yaptırım paketinin beklenen sertlikte olmadığını belirtti. Kortunov, özellikle Avrupa'nın enerji alanında Rusya'ya bağımlılığının devam ettiğine dikkat çekerek, pakette Rus petrolüne tam ambargo gibi radikal kararların yer almamasını üç kritik nedene bağladı. İlk olarak Almanya gibi Avrupa'nın lokomotif ülkelerinde sosyal harcamaların kısıldığı ve kamuoyunun ekonomik sıkıntılar yaşadığı bir dönemde, enerji maliyetlerini daha da artıracak bir yaptırımın siyasi intihar olacağını vurguladı.

İkinci olarak Basra Körfezi'ndeki kriz ve Hürmüz Boğazı'nın bloke olma riski, küresel enerji arzında zaten bir kırılganlık yaratmışken Avrupa'nın alternatif kaynaklara yönelmesinin giderek zorlaştığını ifade etti. Üçüncü olarak ise birçok Avrupalı şirketin ve ülkenin, Rus enerji kaynaklarına yönelik yaptırımlardan muafiyet taleplerinin arttığını, kapsamlı bir yaptırımın Avrupa ekonomisinde domino etkisi yaratacağına dair korkuların büyüdüğünü söyledi.

Le Monde: Dev Ordu, Tarım ve Yolsuzluk Korkusu

AB'nin bu hamlesiyle eş zamanlı olarak Fransız Le Monde gazetesi, Ukrayna'nın Avrupa Birliği'ne katılım sürecine dair derin endişeleri gündeme taşıdı. Gazetenin haberine göre, Avrupalı liderler Ukrayna'ya "hızlandırılmış üyelik" imtiyazı tanımaktan kaçınıyor. AB'nin Kiev'e bloke ettiği 90 milyar euroluk yardımı serbest bırakmasının hemen ardından yayınlanan haberde, üye ülkeleri en çok korkutan üç temel faktör sıralandı.

Bunların başında, Ukrayna'nın mevcut tarım sektörünün büyüklüğü ve ucuz iş gücüyle AB ortak tarım politikasını altüst etme riski geliyor. İkinci olarak, savaşın yarattığı devasa ve savaş tecrübesi olan Ukrayna ordusu ile hızla büyüyen savunma sanayisinin, birliğin güvenlik dinamiklerini nasıl etkileyeceği belirsizliğini koruyor. En kritik üçüncü faktör ise Ukrayna'daki köklü ve kurumsallaşmış yolsuzluk sorunu.

Le Monde'a göre, bu yolsuzluk seviyesi sadece bürokratik değil, aynı zamanda siyasi ve adli mekanizmalara da sirayet etmiş durumda ve Avrupa'nın hukuk devleti standartlarını tehdit ediyor. Bu nedenle üyeliğin müzakereleri çıkmaza girerken, bazı başkentler tam üyelik yerine "ayrıcalıklı ortaklık" gibi alternatif modelleri tartışıyor.

AB Baskısı Artıyor: 21. Paket ve Kırgızistan Operasyonu

Tüm bu gelişmeler yaşanırken AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Dış Politika Şefi Kaja Kallas, 21. yaptırım paketi için hazırlıkların başladığını açıkladı. Kallas, Avrupa'nın Rusya'ya karşı mücadelesinin sarsılmaz olduğunu vurgularken, yeni paketin özellikle ikincil yaptırımlar ve üçüncü ülkeler üzerinden yaptırım delme girişimlerine odaklanacağını belirtti.

Bu bağlamda İngiltere'den de benzer bir hamle geldi. The Guardian'ın haberine göre, İngiliz Parlamentosu'ndaki 20'den fazla milletvekili, Rusya'ya yönelik uluslararası yaptırımların delinmesine yardım ettiği gerekçesiyle Kırgızistan'daki üst düzey yetkililere yaptırım uygulanmasını talep etti. Milletvekilleri, özellikle Rus rublesine endeksli A7A5 isimli kripto para biriminin (stablecoin) bu ülkedeki altyapı sayesinde 100 milyar doları aşan işlem hacmine ulaştığını, Grinex ve Meer gibi borsalar aracılığıyla aklandığını iddia etti.

Kripto Cephesi: Siber Saldırı ve Küresel İkincilik

Kırgızistan tartışmalarının merkezindeki A7A5 kripto projesi ise paralel bir kaos yaşıyor. Rusya merkezli kripto para borsası Grinex, geçtiğimiz günlerde Batılı istihbarat servisleri tarafından düzenlenen büyük bir siber saldırıya uğradığını ve sistemden yaklaşık 1 milyar ruble değerinde token'ın çalındığını duyurdu. Borsanın bu iddiası, Batı'nın Rusya'nın alternatif finansal kanallarına yönelik doğrudan operasyon yürüttüğü şeklinde yorumlandı. Kriz ve yaptırım baskısına rağmen ilginç bir gelişme yaşandı ve A7A5 stablecoin'i, TRON blokzincirinde transfer hacmi bakımından dünyada ikinci sıraya yükseldi.

TronScan verilerine göre A7A5, günlük işlem hacminde TRX gibi büyük token'ları geride bırakarak sadece USDT'nin ardından ikinci sırada yer aldı. Uzmanlar, bu durumun yaptırım altındaki Rusya için kripto paraların finansal sistemde ne kadar kritik bir rol oynamaya başladığının en büyük kanıtı olduğunu ve aynı zamanda Batılı finans kurumlarının bu alternatif kanalları izlemekte zorlandığını gösterdiğini belirtiyor.