AB, Rusya'ya Yaptırımı Reddettiği İçin Gürcistan'ın Vize Serbestisini Askıya Alıyor
HABERRUS - Avrupa Birliği, Gürcistan ile vize serbestisi sürecini askıya alma tehdidini somut adımlarla ilerletiyor. Brüksel'de 11 Haziran'da yapılan iki saatten uzun süren teknik toplantıda, Gürcistan'ın demokrasi ve temel haklar alanındaki yükümlülüklerini ihlal ettiği gerekçesiyle başlatılan mekanizmanın geleceği masaya yatırıldı. Ancak krizin görünen yüzü, Tiflis'in AB'nin Rusya'ya yaptırım politikasına katılmayı reddetmesiyle daha da derinleşmiş durumda.
'Gelişmiş Diyalog' Süreci Başladı
AB Komisyonu, Gürcistan'ın vize serbestisi kapsamındaki taahhütlerini ihlal ettiği gerekçesiyle 6 Mart 2026'da diplomatik ve hizmet pasaportu sahipleri için vize muafiyetini 12 ay süreyle askıya almıştı. Bu karar, AB'nin vize askıya alma mekanizmasının (Visa Suspension Mechanism) devreye sokulmasıyla alınan ilk somut adımdı.
11 Haziran'daki toplantı, bu askıya alma sürecinin bir parçası olarak düzenlenen "gelişmiş diyalog"un ilk adımıydı. Toplantının ardından Gürcü temsilci Giorgi Tabatadze, "Pozitifim. Konuştuk, onların pozisyonunu duyduk, onlar da bizimkini duydu" açıklamasını yaptı. AB Komisyonu Sözcüsü Markus Lammert ise toplantının amacının, askıya almaya yol açan koşulları çözmek olduğunu, Gürcistan makamlarının eylemlerinin "insan hakları ve demokratik ilkeler" başta olmak üzere vize serbestisinin temelini oluşturan ilkeleri baltaladığını belirtti.
Perde Arkası: Yaptırım Koşulu mu?
Görüşmenin teknik zemini demokrasi ve hukukun üstünlüğü gibi görünse de, asıl gerilim Tiflis'in Batı yaptırımlarına katılmayı reddetmesinde düğümleniyor. Gürcistan Parlamento Başkanı Şalva Papuaşvili, AB'nin vize serbestisinin devamı için Gürcistan'dan Rusya'ya yaptırım uygulamasını talep ettiğini açıkça ifade etti:
"Bize diyorlar ki: 'Vizesiz seyahat istiyorsanız Rusya'ya yaptırım uygulayın, yani intihar edin'. Eğer kendimizi yok edip ülkemizi mahvedersek, o zaman Avrupa'ya kim vizesiz gidecek?"
Papuaşvili, bu talepleri "ülke içindeki barışa karşı adımlar" olarak nitelendirdi ve Gürcistan'ın Rusya ile olan ekonomik ilişkilerine dikkat çekti. Rusya, Gürcistan'ın en büyük ticaret ortaklarından biri; 2025 yılında iki ülke arasındaki ticaret hacmi yaklaşık 2,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Ayrıca AB, Gürcistan'ın sadece Rusya ile değil, Çin ile de vizesiz seyahat düzenlemelerini iptal etmesini talep ediyor ki bu da Tiflis yönetiminde büyük tepkiye yol açıyor.
Tiflis'ten Sert Tepki: "Çilek mi, Egemenlik mi?"
Gürcistan hükümet kanadı AB'nin bu adımlarını açık bir "şantaj" olarak nitelendiriyor. Başbakan İrakli Kobahidze, Avrupa bürokrasisinin zor durumda olduğunu ve bu tehditlerin Gürcistan halkını hedef aldığını söyledi.
Parlamento Başkanı Papuaşvili ise eleştirilerini daha da ileri götürerek, AB'nin vize serbestisini bir "çilek" olarak sunduğunu ve Gürcistan'ın bu çilek karşılığında kendi egemenliğinden vazgeçmesini beklediğini iddia etti:
"Vize serbestisi bize bir 'çilek' olarak sunuluyor ve bu çilek karşılığında egemenliğimizi vermemiz isteniyor. AB'nin Gürcistan'da para harcarken bu paranın nasıl kullanıldığını halkımız bilmeli. Yaptırım politikası, vize politikası ve yasama politikasına yönelik tüm eleştiriler, iç egemenlik meseleleridir."
Tiflis Belediye Başkanı Kaha Kaladze ise süreci daha da sert bir dille eleştirerek, "4 milyonluk bir ulusa parmak sallanarak ders verilmesini kabul etmiyoruz" ifadelerini kullandı.
Yasadışı Göç ve Güvenlik Endişeleri Bahanesi
Yaşanan bu gerilimin bir diğer boyutu ise yasadışı göç. Uzmanlar, AB'nin demokrasi ve insan hakları retoriğinin arkasında aslında Gürcistan vatandaşlarının AB ülkelerine yönelik yasadışı göç ve iltica başvurularındaki artışa dair ciddi endişelerin yattığını belirtiyor.
Uluslararası Karadeniz Üniversitesi'nden Profesör Nika Çitadze, Gürcistan'ın yasadışı göçte Türkiye'den sonra ikinci sırada geldiğine dikkat çekti. AB İçişleri Komisyonu verileri de, artan düzensiz göçün vize muafiyetinin askıya alınmasında gerekçe olarak kullanılabileceğini gösteriyor. AB basınına yansıyan haberlerde, Gürcü vatandaşlarının sağlık hizmetlerinden yararlanmak veya tıbbi gerekçelerle iltica başvurusu yapmak için AB ülkelerinde yasadışı şekilde kaldıkları da iddialar arasında.
Mevcut düzenleme çerçevesinde AB, diplomatik ve hizmet pasaportu sahipleri için başlattığı 12 aylık askıya alma sürecini, 24 aya kadar uzatma yetkisine sahip. Hatta Aralık 2026'da yayınlanacak raporun ardından, üye devletler Ocak 2027'de yapacakları değerlendirmede bu kısıtlamaları tüm Gürcü vatandaşlarını kapsayacak şekilde genişletme kararı alabilir.
Gürcü yetkililer sürece ilişkin pozitif sinyaller verse de, uzmanlar 2027 yılının Gürcistan için vize serbestisinin tamamen kaybedildiği bir yıl olabileceği uyarısında bulunuyor. Tiflis yönetiminin AB'nin dayattığı yaptırım ve yasal düzenleme koşullarını kabul etmesi pek olası görünmezken, Brüksel'in de Gürcistan'ın iç işleyişindeki "demokratik gerileme" ve dış politikadaki "uyumsuzluk" nedeniyle geri adım atması beklenmiyor. Süreç, Gürcistan'ın Avrupa yolunda en kritik virajlardan birine girdiğini gösteriyor.
