Macron'dan Çağrı: "AB, Rusya ile Diyaloga Dönmeli"

MOSKOVA – Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa Birliği (AB) ülkelerini, "üçüncü taraflara" bağımlı olmadan, Rusya ile diyaloğu yeniden yapılandırmaya çağırdı.

Macron, İsviçreli Tagesanzeiger gazetesine verdiği röportajda, "Ukraynalılara baskı yapmadan, aynı zamanda bu diyalogda üçüncü taraflara bağımlı olmadan, Ruslarla Avrupa tartışmasını yeniden başlatmayı yapılandırmamız önemli" ifadelerini kullandı.

Macron, "birkaç Avrupalı meslektaşına" Rusya ile temasların yeniden gözden geçirilmesini önerdiğini belirtti. Fransa lideri, diplomatik danışmanının Rusya'ya gizli bir ziyaret yaptığını da doğrulayarak, bazı AB ülkelerinin bu adımı "erken" bulduğunu aktardı. Reuters haber ajansı, bu danışmanın 3 Şubat'ta Rus yetkililerle görüştüğünü bildirmişti.

Kremlin'den Olumlu Tepki: "Diyalog Hızla Yeniden Başlayabilir"

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Macron'un açıklamalarını olumlu karşıladı. Peskov, "İlişkilerimizi sıfır seviyesine indirgemek mantıksız, verimsiz ve tüm taraflar için zararlı" dedi. İki ülke arasında "teknik düzeyde" temaslar olduğunu doğrulayan Peskov, "İstek ve ihtiyaç halinde, bu temaslar üst düzey diyaloğun oldukça hızlı bir şekilde kurulmasına yardımcı olabilir" diye ekledi.

Peskov, diğer Avrupa ülkelerinden henüz temas talebi gelmediğini de söyledi.

Fransa'nın 'Teknik Düzeyde' İnşa Çabası

Macron'un bu girişimi bir anda ortaya çıkmadı. Aralık 2025'te Macron, Avrupalıların Vladimir Putin ile doğrudan diyaloğunun faydalı olacağını söylemişti. Şubat 2026 başında, Paris'in Moskova ile temasları "teknik düzeyde" restore etmekle meşgul olduğunu açıklamıştı.

İki lider en son 1 Temmuz 2025'te (neredeyse üç yıl aradan sonra) telefonla görüşmüştü. Macron, Ocak 2026'da Putin ile "önümüzdeki haftalarda" görüşme hazırlığında olduğunu ifade etmişti.

Bu sürece, Letonya ve Estonya gibi Rusya'ya komşu ve genellikle daha sert bir çizgi izleyen Baltık ülkeleri de destek verdi.

"Üçüncü Taraflardan Bağımsız" Vurgusu ve ABD Faktörü

Macron'un "üçüncü taraflara bağımlı olmama" vurgusu, ABD'nin Rusya-Ukrayna savaşındaki merkezi rolüne ve özellikle Donald Trump yönetiminin değişken dış politikasına bir atıf olarak yorumlanıyor. Fransa, Avrupa'nın stratejik özerkliğini güçlendirerek, barış müzakerelerinde ve Avrupa güvenliğinin geleceğinde daha fazla söz sahibi olmayı hedefliyor.

Ancak bu hamle, AB içinde de tartışmalı. Bazı ülkeler (özellikle Doğu Avrupa'dakiler), Rusya ile herhangi bir normalleşmenin Ukrayna'ya destek zayıflatılmadan ve Rusya somut adımlar atmadan yapılmaması gerektiğini düşünüyor. Macron ise, diyaloğun Ukrayna'ya destekle paralel yürüyebileceğini ve "saf olmadan" gerçekleştirilmesi gerektiğini savunuyor.

Sonuç olarak, Fransa, Avrupa diplomasisinde Rusya cephesinde bir "kanal açma" misyonu üstleniyor. Bu girişim, AB'nin Trump sonrası dünyada dış politikadaki bölünmüşlüğünü ve geleceğini belirleme arayışını yansıtıyor. Macron-Putin görüşmesi gerçekleşirse, bu, Ukrayna savaşında olası bir diplomasi sürecinin ve Avrupa-Rusya ilişkilerinin seyrinin önemli bir testi olacak. Ancak, somut bir ilerleme sağlanmadan önce hem AB içinde hem de transatlantik ilişkilerde ciddi engeller ve fikir ayrılıkları bulunuyor.