"Grönland Karşılığında Ukrayna Güvencesi" Yeniden Gündemde
HABERRUS – Donald Trump'ın Venezuella operasyonu sonrası gözünü Grönland'a dikmesi, Avrupa başkentlerinde diplomatik bir depreme neden oldu.
Başkanlığının ilk haftalarında, Trump'ın "Amerika Önceliği" politikasını bu kez daha kararlı bir şekilde uygulamaya koyacağı ve NATO ile transatlantik ilişkilere yönelik radikal yaklaşımlarını hızlandıracağı yönündeki sinyallerin, Venezuella başkanını ansızın kaçırarak mahkemeye çıkarması sonrası' gerçeğe dönüşüyor algısıyla Avrupa'da derin bir endişe yarattı.
Bu gerilimli ortamda, Politico tarafından gündeme getirilen ve son günlerde yeniden diplomatik çevrelerde fısıltıyla tartışıldığı iddia edilen bir pazarlık senaryosu, Avrupa-ABD ilişkilerinin geleceğine dair kaygıları daha da artırdı.
İddiaya göre, bazı Avrupa Birliği üyesi ülkelerde, Trump yönetimiyle olası bir "takas" masaya yatırılıyor: ABD'nin Grönland üzerinde artan etkisinin veya fiili kontrolünün kabul edilmesine karşılık, Washington'dan Ukrayna'ya yönelik askeri ve mali desteğin en az bir başkanlık dönemi boyunca kesintisiz süreceğine dair bağlayıcı garanti alınması.
Trump'ın Eski Hedefi: Grönland'ın Stratejik Önemi
Grönland konusu, Başkan Trump için yeni değil.
İlk başkanlık döneminde 2019'da, Danimarka'ya bağlı özerk bu stratejik Arktik bölgesini satın alma girişiminde bulunmuş ve yaşanan diplomatik kriz uluslararası arenada büyük yankı uyandırmıştı.
Reuters'ın bazı Avrupa diplomatik kaynaklarına dayandırdığı habere göre, Paris ve diğer bazı AB başkentlerinde, Trump'ın ikinci döneminde Grönland'a yönelik bu ilgisini çok daha kararlı bir şekilde göstereceği ve bunun "kaçınılmaz" olduğu düşüncesi hakim.
Ukrayna: Avrupa'nın Kritik Kırılma Noktası
Tartışmaların odak noktasında, Başkan Trump'ın Ukrayna politikasına dair belirsizlik ve endişeler yer alıyor. Seçim kampanyası sırasında savaşı "24 saatte" bitireceğini iddia eden Trump, başkanlığının bu ikinci döneminde henüz bu konuda net bir adım atmamış olsa da, AB Kongresi'ndeki müttefikleri aracılığıyla Ukrayna'ya yapılan yardımların gözden geçirilmesi ve koşullandırılması yönünde baskı yapıyor.
Avrupalı liderler, Trump yönetiminin Ukrayna'ya desteği azaltarak veya koşullara bağlayarak, Kiev'i zayıf bir pozisyonda Rusya ile müzakerelere zorlayabileceğinden endişe duyuyor. Bu durumun, Rusya'nın işgal ettiği topraklardaki konumunu güçlendirebileceği ve Avrupa'nın güvenliğini on yıllardır sağlayan düzeni temelinden sarsabileceği düşünülüyor.
"Toprak-Güvenlik Takası" Senaryosu ve Sert Tepkiler
Politico'nun bahsettiği senaryo, işte bu derin korkuların bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Fikir, Trump yönetiminin dikkatini ve pazarlık gücünü, Avrupa için stratejik önceliği daha düşük görülen bir bölgeye (Grönland) yönlendirerek, Ukrayna gibi hayati önemdeki bir müttefik için somut güvenceler elde etmeye çalışmak.
Ancak bu tartışmalı senaryo, hem içeriden hem de dışarıdan yoğun eleştirilerle karşılaşıyor: Başka bir egemen devletin (Danimarka Krallığı) bir parçası üzerinden pazarlık yapma fikri, uluslararası hukuk ve egemenlik ilkelerini ciddi şekilde zedeliyor. Danimarka ve Grönland'ın yerel parlamentolarının böyle bir anlaşmaya onay vermesi siyasi olarak imkansız görülüyor.
Trump'ın geçmiş dönemindeki politikalarının değişken doğası, böyle bir anlaşma yapılsa bile verilen garantilerin ne kadar süre geçerli olacağı konusunda büyük şüphe uyandırıyor.
Böyle bir senaryo, AB içinde ciddi bir bölünmeye yol açabilir; Doğu Avrupa ülkeleri büyük olasılıkla böyle bir pazarlığa şiddetle karşı çıkarken, bazı Batı Avrupa ülkeleri pragmatik bir çözüm olarak görebilir.
Olası Gelişmeler
Politico'nun aktardığı senaryo, henüz resmi bir politika önerisi olmaktan uzak olsa da, Avrupa'nın Trump'ın ikinci dönemi karşısındaki derin kaygılarını ve geleneksel diplomasi sınırlarının dışında çözüm arayışlarını gözler önüne seriyor.
Danimarka Dışişleri Bakanlığı, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Grönland'ın geleceğinin yalnızca Danimarka Krallığı'na ve Grönland halkına ait olduğunu" vurgulayarak iddiaları kesin bir dille reddetti.
2026'nın ilk aylarında, transatlantik ilişkilerin seyri, Ukrayna'daki savaşın gidişatı ve Başkan Trump'ın Avrupa'ya yönelik somut politik adımları bu tür tartışmaların ne kadar gerçekçi olduğunu gösterecek.
Ancak şu ana kadar, "Grönland karşılığında Ukrayna" fikri, daha çok Avrupa'nın stratejik belirsizlik karşısındaki çaresizliğinin bir metaforu olarak değerlendiriliyor.
