İspanya'ya 5 Yıl Sonra Yeniden Rusya'dan Uranyum Almaya Başladı

HABERRUS - Rusya, beş yıllık bir aranın ardından, İspanya'ya yeniden doğrudan uranyum ihracatına başladı. Kasım 2025'te gerçekleşen bu sevkiyat, Avrupa Birliği'nin (AB) Rus enerji kaynaklarına olan bağımlılığı konusundaki karmaşık ve devam eden ikilemini bir kez daha gözler önüne serdi.

İspanya, Kasım'da Rus Uranyumunu Satın Alan Tek AB Ülkesi Oldu

RIA Novosti'nin Eurostat verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya Kasım 2025'te İspanya'ya 57 milyon Euro değerinde uranyum ihraç etti. İki ülke arasında bu büyüklükte bir uranyum ticareti, Aralık 2020'den bu yana ilk kez gerçekleşti. O dönemdeki ticaretin değeri ise sadece 1.3 milyon Euro idi.

Kasım ayında, İspanya AB içinde Rus uranyumunu satın alan tek ülke konumundaydı. Bir önceki ay (Ekim 2025) sadece Fransa, ondan önceki dönemde ise yalnızca Almanya Rus uranyumu ithal etmişti. Bu dalgalı alım modeli, AB ülkelerinin Rus nükleer yakıtına yönelik arayışlarının ve bağımlılıklarının devam ettiğini, ancak siyasi baskılar nedeniyle bunu genellikle sessizce ve dönemsel olarak yaptıklarını gösteriyor.

AB'nin Genelinde Uranyum İthalatı İki Katına Çıktı

Kasım ayındaki İspanya kaynaklı büyük sevkiyat sayesinde, Rusya'dan AB'ye yapılan toplam uranyum ithalatı bir önceki aya göre iki katına çıktı. Bu, Aralık 2023'ten bu yana görülen en yüksek aylık hacim oldu.

Yaptırımların Çatıştığı Sessiz Bağımlılık

Bu gelişme, Rusya'ya yönelik kapsamlı yaptırımlar döneminde dahi, AB'nin kritik enerji ham maddelerindeki kırılganlığını ortaya koyuyor. Durum şu çelişkileri barındırıyor:

Batı'nın Rusya'ya yönelik yaptırımları, petrol ve doğal gaz sektörlerini büyük ölçüde hedef alırken, nükleer enerji sektörüne yönelik kısıtlamalar çok daha sınırlı kaldı. Rusya, dünyanın en büyük uranyum zenginleştirme kapasitesine sahip ve Avrupa'daki birçok nükleer reaktör, Rosatom tarafından tasarlanmış veya onun teknolojisi ve yakıtına bağımlı. Bu nedenle, birçok AB ülkesi (özellikle Fransa, Macaristan, Bulgaristan, Çekya, Slovakya ve Finlandiya) nükleer santrallerini kapatma veya uzun bir geçiş sürecine girme riskini göze alamıyor.

İspanya, elektriğinin yaklaşık %20'sini nükleer enerjiden karşılıyor ve ülkedeki yedi reaktörün işletmesini uzatma kararları alınıyor. Rusya ile olan bu büyük ticaret, muhtemelen uzun vadeli yakıt ikmal sözleşmelerinin veya stok yenileme ihtiyacının bir sonucu. İspanya, alternatif tedarikçilerden (Kazakistan, Kanada, Avustralya) uranyum satın alıyor olsa da, zenginleştirme ve yakıt üretimi için hâlâ Rus teknolojisine veya hizmetlerine ihtiyaç duyuyor olabilir.

Rus uranyumuna yönelik tutum, AB içinde bölünmüşlüğü yansıtıyor. Polonya ve Baltık ülkeleri gibi ülkeler, Rus nükleer sektörüne yönelik tam bir yaptırım çağrısı yaparken, nükleer enerjiye bağımlı ülkeler buna şiddetle karşı çıkıyor. Bu, AB'nin ortak bir enerji güvenliği politikası oluşturmasını zorlaştırıyor.

Uranyum ve nükleer teknoloji, Rusya'nın Avrupa üzerindeki ekonomik ve diplomatik etkisini sürdürmesini sağlayan son kaldıraçlardan biri. Bu alandaki bağımlılık, AB'nin Ukrayna savaşı konusundaki tutumunu yumuşatma potansiyeline sahip.

Rusya'nın İspanya'ya uranyum ihracatını yeniden başlatması, Avrupa'nın enerji güvenliğindeki en zayıf halkalardan birini gösteriyor.

AB, fosil yakıtlardan "bağımsızlaşma" çabalarında önemli mesafe katetmiş olsa da, nükleer yakıt tedarik zincirinde Rusya'ya olan yapısal bağımlılığını kırmakta zorlanıyor.

Bu durum, siyasi hedefler ile pratik enerji ihtiyaçları arasındaki çatışmanın somut bir örneği.

Önümüzdeki yıllarda, AB ülkelerinin uranyum zenginleştirme ve yakıt üretiminde kendi kendine yeterlilik için yatırım yapıp yapmayacağı veya bu sessiz bağımlılığın devam edip etmeyeceği, kıtanın enerji ve jeopolitik geleceğini şekillendirecek kritik bir soru olarak kalıyor.