ABD'den Rus Petrolüne %500 Gümrük Vergisi Tehdidi

HABERRUS - ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Başkan Donald Trump'ın, Rus petrolü alan ülkelere karşı %500 gibi akıl almaz bir gümrük vergisi uygulaması için Kongre'den yasa çıkmasını beklemesine gerek olmadığını açıkladı.

Bessent, Trump'ın bunu tek taraflı olarak, mevcut "Uluslararası Olağanüstü Hal Ekonomik Yetkiler Yasası" (IEEPA) çerçevesinde yapabileceğini söyledi.

Trump'ın Elindeki Yetki: IEEPA

IEEPA, başkana, ABD'nin güvenliği, dış politikası veya ekonomisine yönelik ve kaynağı büyük ölçüde yurtdışında olan "olağanüstü bir tehdit" ilan etme ve bu tehditle mücadele için finansal işlemleri kısıtlama, varlıkları dondurma yetkisi veriyor. Bessent, "Başkan Trump'ın bu yetkiye ihtiyacı olduğunu düşünmüyoruz. Bunu IEEPA kapsamında yapabilir. Ancak Senato, ona bu yetkiyi vermek istiyor" ifadelerini kullandı.

"Nükleer Yaptırım" Olarak Adlandırılan Yasa Taslağı

Bu açıklama, Senatörler Lindsey Graham ve Richard Blumenthal tarafından Nisan 2025'te sunulan ve "Rusya'yı Sıfıra İndirme Yasası" olarak da anılan tasarıya ilişkin. Tasarı, Rusya Ukrayna'da kalıcı bir barışa razı olmazsa, Rus petrolü, gazı, uranyumu alan ülkelere karşı birincil ve ikincil yaptırımlar uygulanmasını, bu kapsamda da %500'lük gümrük tarifeleri getirilmesini öngörüyor.

Tasarı aylardır bekletiliyordu. Ancak Kasım 2025'te Senatör Graham, Trump'ın tasarının Kongre'ye ilerletilmesi talimatını verdiğini açıkladı. Graham'a göre bu yasa, Çin, Hindistan ve Brezilya gibi Rus enerjisine bağımlı büyük ekonomileri, Rusya'dan alımlarını kesmeye zorlamak için "güçlü bir baskı kaldıracı" olacak.

Hedef: Rusya'nın Enerji Gelirlerini Kesmek ve Çin'e Baskı

Bessent, açıklamasında doğrudan Çin'i hedef gösterdi: "Çin, Rus enerji kaynaklarının büyük bir alıcısı ve artık Venezüella petrolü onlar için yok." Bu ifade, Trump yönetiminin, Ocak 2026'da gerçekleştirilen askeri operasyonla Venezüella'daki Maduro rejimini devirerek, Çin'in alternatif bir enerji tedarikçisini ortadan kaldırdığı gerçeğini hatırlatıyor. Trump, operasyon sonrası ele geçirilen 30-50 milyon varil kaliteli petrolü piyasa fiyatından satacağını duyurmuştu.

Küresel Enerji Piyasalarına Potansiyel Deprem Etkisi

Bu hamle, uygulanırsa küresel ekonomi ve enerji piyasalarında bir deprem etkisi yaratabilir. Bu vergi, Rus petrolünün fiilen batılı olmayan piyasalardan da dışlanması anlamına gelir. Bu, Rusya'nın ana gelir kaynağını kurutarak ekonomisini iflasın eşiğine getirebilir. Kremlin'in "ne kadar çok yaptırım, o kadar kötü" söylemi bu düzeyde bir tehdit karşısında geçersiz kalır.

Çin, Rus petrolünü büyük indirimlerle alıyor ve bu, sanayisi için kritik bir rekabet avantajı. ABD'nin bu alımı engelleme girişimi, iki süper güç arasında doğrudan bir ekonomik çatışmaya dönüşebilir. Çin, misilleme olarak başka alanlarda yaptırım uygulayabilir.

Hindistan, Brezilya, Endonezya gibi ülkeler de dahil olmak üzere, Rus petrolüne bağımlı onlarca ülkenin enerji arzı aniden kesilirse, küresel petrol fiyatları rekor seviyelere fırlayabilir. Bu, dünya çapında hiper-enflasyon ve bir resesyon tetikleyebilir.

Bu tehdit, Trump'ın "büyük pazarlık" (grand bargain) taktiğinin bir parçası olabilir. Ukrayna'da Rusya'yı müzakere masına oturtmak için elindeki en güçlü ekonomik silahı sallıyor olabilir. Amaç, Rusya'ya "ya anlaşma imzala, ya da ekonomini mahvet" ultimatomu vermek.

Böyle bir hamle, uluslararası ticaret kurallarını tamamen hiçe sayan aşırı tek yanlı bir eylem olacaktır. AB'nin ve diğer müttefiklerin böyle bir kaos önlemesine ve küresel ticarete verilecek zarara nasıl tepki vereceği belirsizdir.

ABD Hazine Bakanı'nın açıklaması, Rusya'ya karşı yaptırımları bir "nükleer seçenek" seviyesine çıkarmaya hazırlandığının en net işareti. %500'lük tarife tehdidi, sadece Rusya'ya değil, küresel enerji tedarik zincirine yönelik varoluşsal bir tehdit. Bu, bir blöf mü yoksa gerçek bir niyet mi, önümüzdeki haftalarda belli olacak.

Ancak şu anda, dünya ekonomisi, 1970'lerdeki petrol şoklarını bile gölgede bırakabilecek bir türbülansın eşiğinde görünüyor. Trump'ın bu silahı kullanıp kullanmayacağı, 21. yüzyılın jeopolitik ve ekonomik düzenini belirleyecek en kritik kararlardan biri olacak.