Trump, Putin'in O Önerisini Destekledi
HABERRUS - ABD Başkanı Donald Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, ABD'de dondurulan Rus varlıklarından 1 milyar doları yeni kurulan uluslararası "Barış Konseyi"ne katkı olarak kullanma fikrini destekledi.
Putin, bugün (22 Ocak) yaptığı bir açıklamada, eğer Rusya "Barış Konseyi"ne katılma kararı alırsa, Filistin halkına destek ve konseyde daimi üyelik karşılığında bu katkıyı yapmaya hazır olduklarını, bunun için ABD'de bloke edilen Rus fonlarının kullanılabileceğini ifade etmişti. Trump'ın bu öneriyi desteklemesi, iki lider arasında bu konuda önemli bir mutabakat olduğunu gösteriyor.
Avrupa'nın Planlarına Zıt Bir Hamle
Bu gelişme, Avrupa Birliği'nin aynı dondurulmuş Rus varlıklarının gelirlerini Ukrayna'nın yeniden inşası ve silahlandırılması için kullanma planıyla doğrudan çelişiyor. Putin ve Trump'ın mutabakatı, bu kaynakların kullanımı konusunda Batı içinde derin bir görüş ayrılığı olduğunu ve ABD yönetiminin, Avrupa'dan farklı bir diplomasi ve finansman stratejisi izleyebileceğini ortaya koyuyor.
Karar Kremlin'deki Görüşmeden Sonra Gelebilir
Rusya'nın "Barış Konseyi"ne katılımına nihai kararın, bugün akşam Kremlin'de gerçekleşen ve halen devam etmekte olan görüşmelerin ardından verilebileceği belirtiliyor. Putin, ABD Başkanının Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner ile görüşürken, Amerikan heyetinde konseyin kıdemli danışmanı Josh Grynbaum da yer alıyor. Grynbaum'un varlığı, görüşmelerde bu konunun merkezi bir yer tuttuğuna işaret ediyor.
Batı'nın dondurduğu yaklaşık 300 milyar dolarlık Rus merkez bankası varlıklarının akıbeti, uluslararası hukukta eşi görülmemiş bir sorun. Putin'in önerisi ve Trump'ın buna açık kapı bırakması, bu varlıkların Rusya'nın lehine kullanılması için bir manevra alanı yaratma girişimi. Bu, Avrupa'nın planlarını baltalayabilir ve Batı ittifakı içinde gerilimi artırabilir.
Trump yönetimi, geleneksel diplomasi kanallarının yanı sıra, kişisel temsilciler (Witkoff, Kushner) ve yeni oluşturulan örgütler ("Barış Konseyi") üzerinden alternatif bir diplomasi yürütüyor. Bu hamle, Ortadoğu ve Ukrayna krizlerinde inisiyatifi elinde tutma çabasının bir parçası.
Eğer bu fonlar Ukrayna yerine başka bir amaca (Filistin'e yardım ve konsey üyeliği) kanalize edilirse, Kiev'in uzun vadeli finansman ihtiyacı konusunda belirsizlik artar. Avrupa, kaynak yaratmak için alternatif yollar bulmak zorunda kalabilir.
Sonuç olarak, bu mutabakat sadece bir finansman meselesi değil, aynı zamanda ABD'nin uluslararası yaptırımlara yaklaşımı, Batı ittifakı içindeki koordinasyon ve savaş sonrası düzene ilişkin farklı vizyonlar hakkında önemli ipuçları veriyor. Kremlin'deki görüşmelerin sonucu ve bu fikrin pratikte nasıl hayata geçirilebileceği, uluslararası politikanın önümüzdeki günlerdeki ana gündem maddelerinden biri olacak.
