AB Rus Gazı İthalatını Tamamen Yasakladı

HABERRUS - Avrupa Birliği Konseyi, Rus gazı ithalatına tam yasağı resmen onayladı.

Reuters ajansının haberine göre, 1 Ocak 2027'den itibaren Rus sıvılaştırılmış doğal gazının (LNG), 30 Eylül 2027'den itibaren ise boru hattı gazının ithalatı durdurulacak.

Sadece istisnai durumlarda, depolama seviyeleri düşük olan üye ülkeler, yasağın uygulanmasını 31 Ekim 2027'ye kadar erteleyebilecek.

Karşı Oy Kullanan Ülkeler ve Tepkiler

Karara, Rus gazına yüksek oranda bağımlı olan Macaristan ve Slovakya itiraz etti. Macaristan, kararı Avrupa Adalet Divanı'na taşıyacağını açıklarken; Slovakya, ısınma ve sanayi için yakıt kıtlığı yaşamamak adına bir "geçiş dönemi" talep ediyor.

Yüksek Para Cezaları Öngörülüyor

Yeni kuralları ihlal edenler için ağır para cezaları getirildi: * Gerçek kişiler için 2.5 milyon Euro'ya kadar, * Şirketler için ise 40 milyon Euro veya küresel yıllık cirosunun %3.5'ine kadar ceza öngörülüyor.

Karar, ilgili tüzüğün yayınlanmasından altı hafta sonra yürürlüğe girecek. Bu, AB ülkelerinin önümüzdeki yıllarda somut kısıtlamalar ve ek maliyetlerle karşılaşacağı anlamına geliyor.

Enerji Bağımlılığında Kayma ve Pratik Zorluklar

Brüksel, bu adımı REPowerEU programı kapsamında "enerji bağımlılığından kurtulma" yönünde bir hamle olarak nitelese de, gerçekte bağımlılık sadece kaynak değiştiriyor: Rus gazının yerini, daha pahalı olan Amerikan LNG'si alıyor. Ayrıca, ABD'den gelen bu ürün, Macaristan ve Slovakya'daki gibi bazı rafinerilerin mevcut altyapısına uygun değil, bu da ek uyum maliyetleri gerektiriyor.

AB Konseyi, pazartesi günü düzenlenen bakanlar toplantısında belgeyi onayladı. Planın taslağı, Aralık 2025 başında sunulmuştu. Belgeye göre, istisnai durumlarda ve depolama tesislerindeki doluluk oranı gerekli seviyenin altındaysa, üye devletler Rus gazı kullanımını 31 Ekim 2027'ye kadar uzatabilecek.

Bu karar, AB'nin Rus enerji kaynaklarından tamamen arınma stratejisinde önemli bir dönüm noktasını işaret ediyor. Ancak, özellikle Orta ve Doğu Avrupa'daki bazı üye ülkeler için ciddi ekonomik ve teknik zorluklar doğurma potansiyeli taşıyor. Enerji güvenliği ve maliyet artışları, önümüzdeki dönemde AB içindeki temel tartışma başlıklarından biri olmaya devam edecek gibi görünüyor.