ABD: Ukrayna Güvenlik Garantilerinin Büyük Bölümü Anlaşmaya Bağlandı

HABERRUS - ABD Başkanı'nın özel temsilcisi Steve Whitkoff, Paris'teki "İstekliler Koalisyonu" zirvesinin ardından yaptığı açıklamada, Ukrayna için öngörülen güvenlik garantilerinin büyük bölümünün mutabakata varıldığını duyurdu.

Whitkoff, bu garantilerin, olası bir ateşkes sonrasında Ukrayna'ya yönelik herhangi bir saldırıyı önlemeyi ve gerektiğinde ülkenin savunulmasını sağlamayı amaçladığını belirtti.

Whitkoff: "Ukrayna Halkı, Savaş Bir Kez Biterse, Kalıcı Olarak Bitecek"

Reuters'ın YouTube kanalından canlı yayınlanan basın toplantısında konuşan Whitkoff, "Ukrayna halkının, bu (savaş) bittiğinde, kalıcı olarak biteceğini anlaması için güvenlik protokollerini büyük ölçüde tamamladığımıza inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Batılı müttefiklerin Ukrayna'nın gelecekteki güvenliğini garanti altına alma konusundaki kararlılığını teyit ediyor.

Kushner: ABD, Garantiler Konusunda Putin ile Görüşmelere Dayanıyor

Zirveye katılan bir diğer üst düzey ABD temsilcisi ve Trump'ın damadı Jared Kushner ise, Başkan Donald Trump'ın Ukrayna'ya güvenlik garantileri konusunda, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yürüttüğü görüşmelere dayandığını öne sürdü. Kushner, "Taraflar, güvenlik garantileriyle ilgili neredeyse tüm konularda anlaşmaya vardı" dedi ve ekledi: "Bu, bir barışa ulaşacağımız anlamına gelmez, ancak bugün burada kaydedilen ilerleme olmadan barış mümkün olmazdı."

Deklarasyon İmzalandı: Hava, Deniz ve Kara Koruması Taahhüdü

Whitkoff ve Kushner'ın açıklamaları, 6 Ocak'ta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İngiltere Başbakanı Keir Starmer ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodymyr Zelenskiy tarafından imzalanan ortak deklarasyonun hemen ardından geldi. Söz konusu deklarasyon, "İstekliler Koalisyonu" ülkelerinin, Ukrayna'ya "havada, denizde ve karada" koruma sağlama taahhüdünü içeriyor ve ateşkes sonrası dönemde Ukrayna topraklarına çok uluslu bir gücün konuşlandırılması olasılığının kapısını aralıyor.

Önemli Noktalar:

Siyasi Taahhütler Somutlaşıyor: Whitkoff'un açıklaması, daha önce "yasal olarak bağlayıcı" olarak duyurulan güvenlik garantilerinin artık somut protokoller haline getirildiğini gösteriyor. Bu, diplomatik süreçte önemli bir ilerleme.

Kushner'ın, garantilerin ABD-Rusya görüşmelerine dayandığı yönündeki ifadesi dikkat çekici. Bu, nihai bir barış anlaşmasının, Washington ile Moskova arasında varılacak bir mutabakata bağlı olabileceğini ve Batılı koalisyonun taahhütlerinin bu çerçevede şekillendiğini ima ediyor.

Askeri Gücün Detayları ve Rus Tepkisi:** İmzalanan deklarasyon ve garantiler, "çok uluslu gücün" niteliği, büyüklüğü, görevi ve konuşlanma koşulları gibi hayati detayları henüz netleştirmiş değil. Rusya'nın bu konudaki kesin ve sert muhalefeti, tüm bu planların önündeki en büyük pratik engel olmaya devam ediyor. Moskova, böyle bir gücü "kırmızı çizgi" olarak görüyor.

Whitkoff ve Kushner'ın da vurguladığı gibi, güvenlik garantileri üzerinde anlaşmaya varılması, savaşın biteceği veya barış anlaşmasının imzalanacağı anlamına gelmiyor. Bu, ancak uzun ve karmaşık müzakerelerin bir parçası. Ancak, garantilerin netleşmesi, Ukrayna'nın geleceğine dair güven tazeleyerek barış müzakereleri için gerekli zemini hazırlayabilir.

Sonuç olarak, Paris'teki zirve, Ukrayna'nın savaş sonrası güvenlik mimarisinin ana hatlarını belirlemekte önemli bir mesafe kat edildiğini gösterdi.

Ancak, bu mimarinin en tartışmalı taşı olan "çok uluslu güç" konusu ve Rusya'nın buna vereceği tepki, sürecin en riskli ve belirsiz aşaması olarak önümüzde duruyor.