İmzalar Atıldı; Ukrayna'da Çok Uluslu Asker Konuşlandırılacak

HABERRUS - Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İngiltere Başbakanı Keir Starmer ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodymyr Zelenskiy, bugün Paris'te, olası bir ateşkes sonrasında Ukrayna topraklarına çok uluslu bir gücün konuşlandırılmasını öngören ortak bir deklarasyon imzaladı.

Reuters ajansının aktardığı bu adım, Batılı müttefiklerin Ukrayna'ya uzun vadeli güvenlik taahhüdünü somutlaştırmaya yönelik en ileri hamlelerinden biri olarak öne çıkıyor.

Macron: "Sağlam Barış için Güvenilir Garantiler Sağladık"

Deklarasyonun imza töreni sonrasında basın topluluğuna konuşan Macron, "Bugün, kalıcı bir barış için güvenilir garantiler sağlayarak önemli bir ilerleme kaydettik" ifadelerini kullandı. Fransa Cumhurbaşkanı, bu garantilerin, Rusya ve Ukrayna arasında varılacak herhangi bir barış anlaşmasının gelecekte ihlal edilmesini önlemeyi amaçladığını vurguladı.

ABD'nin Desteği ve Sürecin Devamı

Toplantıya ABD'den Başkan'ın özel temsilcisi Steve Whitkoff ve eski başkanın damadı Jared Kushner katıldı. Whitkoff, sosyal medya platformu X'ten (eski Twitter) yaptığı açıklamada, "Ukrayna'da kalıcı bir barışın tesisi için güvenilir güvenlik garantileri ve refah taahhütleri gereklidir ve bu yönde birlikte çalışmaya devam edeceğiz" mesajını paylaştı.

Whitkoff, Amerikan ve Avrupalı tarafların, görüşmelere Ukrayna heyetiyle bugün akşam ve 7 Ocak'ta devam edeceğini duyurdu. "Önümüzdeki dönemde daha da olumlu bir ivme yakalamayı umuyoruz" diye ekledi.

Zirvenin Katılımcıları ve Bağlam

Paris'teki buluşmaya, Fransa, İngiltere ve Ukrayna liderlerinin yanı sıra Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ve diğer bazı Avrupalı liderler de katıldı. Bu zirve, dün başlayan ve Ukrayna'ya yönelik "yasal olarak bağlayıcı" güvenlik taahhütlerinin detaylandırıldığı "İstekliler Koalisyonu" görüşmelerinin doruk noktası niteliğinde.

Tarihi Bir Adım ve Büyük Riskler

Bu deklarasyon, Batılı müttefiklerin Ukrayna'nın gelecekteki güvenliğini garanti altına alma iradesini gösteren tarihi bir siyasi taahhüt olarak kayda geçiyor. Ancak, öngörülen "çok uluslu gücün" konuşlandırılması fikri, bir dizi büyük belirsizlik ve riski de beraberinde getiriyor:

  • Rusya'nın Kesin Tepkisi: Rusya, defalarca Ukrayna topraklarında NATO üyesi ülkelerden herhangi bir askeri birliğin bulunmasını "kabul edilemez" ve doğrudan bir tehdit olarak nitelendirdi. Bu deklarasyon, Moskova'nın tepkisini şiddetlendirecek ve barış müzakerelerinin önünde yeni bir engel oluşturabilecek en tartışmalı konulardan biri.

  • Ateşkes Ön Koşulu: Deklarasyon, gücün konuşlandırılmasını bir "ateşkes sonrası" döneme bağlıyor. Yani, önce savaşın durması, ardından bu gücün devreye girmesi gerekiyor. Ancak, böyle bir gücün varlığı, ateşkesin sağlanmasını zorlaştırabilir.

  • Gücün Amacı, Büyüklüğü ve Komutası: Bu gücün kesin görevi (sadece eğitim mi, sınır gözetimi mi, savunma mı?), hangi ülkelerden kaç personelden oluşacağı ve kimin komutasında olacağı gibi kritik sorular henüz yanıt bulmuş değil.

  • ABD'nin Nihai Onayı: Deklarasyon, şu an için Fransa ve İngiltere'nin siyasi iradesini yansıtıyor. Ancak, planın hayata geçirilmesi büyük ölçüde ABD'nin askeri ve siyasi katılımına bağlı olacak. Trump yönetiminin bu konudaki nihai tutumu belirsizliğini koruyor.

Fransa, İngiltere ve Ukrayna'nın imzaladığı bu deklarasyon, Ukrayna savaşının "sonrası" için bir güvenlik mimarisinin şekillendirilmeye başladığının en net işareti.

Batı, Ukrayna'yı gelecekteki saldırılara karşı korumak için uzun vadeli bir mekanizma kurma niyetini açıkça ortaya koyuyor.

Ancak, bu mekanizmanın en tartışmalı ayağı olan "çok uluslu güç", savaşın bitmesinden çok, yeni ve daha tehlikeli bir gerilim döngüsünün başlangıcı olma riskini taşıyor.

Önümüzdeki günlerde ABD'nin pozisyonunun netleşmesi ve Rusya'dan gelecek tepki, bu tarihi girişimin akıbetini belirleyecek.