Grönland Dışişleri Bakanı, ABD Görüşmesi Sonrası Gözyaşlarını Tutamadı
HABERRUS - Grönland Özyönetim Hükümeti'nin Dışişleri Bakanı Vivian Motzfeldt, Washington'daki Beyaz Saray'da ABD yönetimi temsilcileriyle yapılan gerilimli görüşmelerin ardından duygusal bir radyo yayınına katıldı.
Motzfeldt, canlı yayında gözyaşlarına hakim olamayarak, ABD'nin adaya yönelik artan baskısı karşısında Grönland halkının hissettiği endişeyi dile getirdi.
14 Ocak'ta, Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Løkke Rasmussen ile birlikte Beyaz Saray'da ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Başkan Yardımcısı JD Vance ile bir araya gelen Motzfeldt, görüşmeleri "çok zor" olarak nitelendirdi. Görüşmede, ABD'nin Grönland'a yönelik egemenlik iddialarından vazgeçmesi istendi, ancak Washington'ın pozisyonunun değişmediği belirtildi.
Motzfeldt, KNR radyosuna yaptığı açıklamada, "Son birkaç gün çok zordu. Hazırlandık ve baskı daha da arttı" dedi ve Grönlandlıların hislerini ABD'li yetkililere aktardığını söyledi. Bakan, halkının güvenliği için ellerinden geleni yaptıklarını vurguladı.
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen de görüşmeyi "zorlu" olarak tanımladı ve iki taraf arasında "temel bir anlaşmazlık" olduğunu, ABD'nin adayı "ele geçirme" niyetinden vazgeçmediğini söyledi. Bakan Rasmussen ise görüşmenin "açık sözlü ve yapıcı" olduğunu, ancak ABD'nin tutumunu değiştiremediklerini itiraf etti.
Rasmussen, ABD'nin Danimarka'nın toprak bütünlüğüne ve Grönlandlıların kendi kaderini tayin hakkına saygısızlık eden fikirlerinin "kesinlikle kabul edilemez" olduğunu belirtti.
Askeri Hazırlıklar ve Avrupa Desteği:
Gerilimin yükselmesiyle birlikte, askeri hazırlıklar da hız kazandı. Danimarka Savunma Bakanı Troels Lund Poulsen, Grönland'daki askeri varlıklarını artıracaklarını açıkladı, ancak ABD'nin bir işgalini "oldukça varsayımsal" bulduğunu ifade etti. Savunma Bakanlığı sözcüsü, Danimarka askerlerinin olası bir saldırı durumunda siyasi emir beklemeden karşılık vermekle görevli olduğunu duyurdu.
Alman Bild gazetesi ve Bloomberg ajansının haberlerine göre, görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasından sadece 7 saat sonra, Grönland'a Danimarka ve Fransız özel kuvvet ve istihbarat personeli indi. Almanya'nın liderliğinde oluşturulan bir Avrupa birliğinin (İngiltere, Hollanda, Kanada, İsveç, Norveç dahil) adaya asker göndermeye hazırlandığı ve ilk Alman askerlerinin 15 Ocak'ta "keşif misyonu" için varacağı bildirildi.
Bu gelişmeler, ABD'nin Grönland'a yönelik jeopolitik ve stratejik ilgisinin ciddiyetini ve Avrupalı müttefikler arasında yarattığı derin endişeyi gözler önüne seriyor. Motzfeldt'in gözyaşları, küçük bir özerk topluluğun iki güçlü aktör (ABD ve onun aracılığıyla Danimarka/AB) arasında sıkışmışlığının sembolü olarak yorumlanıyor.
Avrupa ülkelerinin hızlı askeri desteği ise, ABD'nin tek taraflı hamlelerine karşı NATO ve AB içinde oluşan ortak savunma refleksini gösteriyor. Almanya'nın liderlik rolü üstlenmesi, Avrupa'nın güvenlik konularında daha fazla sorumluluk alma eğiliminin bir göstergesi.
Durum, uluslararası hukukun temel ilkeleri (toprak bütünlüğü, self-determinasyon) ile büyük güçlerin jeostratejik rekabetinin kesiştiği hassas bir krize dönüşmüş durumda.
Krizin diplomatik yollarla çözülüp çözülemeyeceği, ABD yönetiminin ısrarının derecesine ve Avrupa'nın ortak duruşunun ne kadar sağlam kalacağına bağlı olacak.
