Ukrayna Barış İçin 'Ağır Tavizler' Vermeye Hazır

HABERRUS - Ukrayna ile Rusya arasında tıkanan müzakerelere ilişkin flaş açıklama Zelensky ile görüşen Çekya cumhurbaşkanından geldi.

Çek Cumhurbaşkanı Petr Pavel, Ukrayna'nın barışa ulaşmak için "ağır tavizler" vermeye hazır olduğunu söyledi.

Vladimir Zelenski ile yaptığı görüşmenin ardından konuşan Pavel, "Ukrayna'nın kabul edilebilir bir çözüm önermek için çok şey yaptığına inanıyorum" dedi. Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump'ın, Zelenski'yi barışın önündeki "başlıca engel" olarak nitelendirmesinden kısa bir süre sonra geldi ve savaşın diplomatik ayağında yaşanan gerilimleri bir kez daha gözler önüne serdi.

Zelenski'den Washington'a Dolaylı Yanıt: "Ültimatomlar İşe Yaramaz"

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski ise, Kiev ile Washington arasında "bazı konularda" anlaşmazlıklar olduğunu doğrularken, ültimatomları "ülkeler arasındaki demokratik ilişkilerin işlemeyen bir modeli" olarak tanımladı. Bu ifadeler, ABD'nin arabuluculuk çabalarının Ukrayna tarafında baskı olarak algılanabileceğine ve Kiev'in toprak bütünlüğünden taviz vermeyeceği yönündeki temel pozisyonunu koruduğuna işaret ediyor.

Avrupa İkiye Bölündü: Diyalogcular ve Sertlik Yanlıları

Bu gelişmeler, Avrupa'nın Rusya politikasındaki derin bölünmüşlüğü de beraberinde getiriyor. Bir yanda, Fransa, Almanya ve İtalya liderleri Moskova ile diyaloğun yeniden başlatılması gerektiğini savunurken, diğer yanda İngiltere doğrudan temas fikirlerini reddediyor. Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Rusya'yı bir "Avrupa ülkesi" olarak tanımlayarak denge umudunu dile getirdi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron diyaloğun zamanının geldiğini vurgularken, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, AB'nin Ukrayna özel temsilcisi atamasını destekliyor. Buna karşılık, İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Putin'in barış isteğine dair kanıt görmediğini belirterek, yaptırım ve askeri desteğin artırılması çağrısında bulunuyor.

Uzmanlar: Avrupa Masada Kalmak İstiyor

Analistler, bu diyalog arayışının arkasında, Avrupa'nın kaderinin tamamen ABD'nin insafına bırakılması endişesinin yattığını belirtiyor. Avrasya-Atlantik İşbirliği Derneği Başkanı Tatyana Parkhalina'ya göre, Avrupalılar, özellikle Trump'ın öngörülemez politikaları ve Grönland krizi gibi transatlantik gerilimler ışığında, diplomatik kanalları açık tutmanın ve kendi güvenlik mimarilerini inşa etmede söz sahibi olmanın hayati önem taşıdığının farkına varıyor. Bu nedenle, Rusya ile teması sürdürmek bir zayıflık değil, stratejik bir zaruret olarak görülüyor.

AB Üyeliği Karşılığında Toprak Tavizi Mi?

Financial Times'ın ortaya çıkardığı bir ayrıntı ise tartışmaları daha da alevlendiriyor. Habere göre, AB Komisyonu, Ukrayna'ya hızlandırılmış bir üyelik süreci teklifi karşılığında toprak tavizleri içeren bir plan üzerinde çalışıyor. Ancak bu fikir, bazı diplomatlar tarafından bir "Putin-Trump tuzağı" olarak görülürken, diğerleri bunun AB'nin istikrarını bozabileceği ve üyeliğin değerini düşürebileceği konusunda uyarıyor. Önerilen "sınırlı üyelik" modeli, Ukrayna'ya oy hakkı olmadan temsil gibi kısıtlı yetkiler öngörüyor.

Sonuç: Belirsizlik ve Zorlu Müzakere Yolu

Çek Cumhurbaşkanı Pavel'in "ağır tavizler" ifadesi, Avrupa'daki diyalog yanlısı kampın umutlarını yansıtırken, Zelenski'nin ültimatomlara karşı çıkışı Kiev'in direncini gösteriyor. Avrupa'daki bölünme ve ABD'nin baskıcı tutumu, diplomasi için karmaşık bir ortam yaratıyor.

Uzmanlara göre, Almanya'nın tutumu kilit önem taşıyor. Alman siyaset bilimci Alexander Rahr, Şansölye Merz'in yumuşak söylemine rağmen, Berlin'in yaptırım ve askeri destek politikasını sürdürdüğünü ve Trump'ın hamlelerini beklediğini belirtiyor.

Tüm bu gelişmeler, 2026 yılına damgasını vurması beklenen barış müzakerelerinin öncesinde, tarafların pozisyonlarını netleştirmeye ve Avrupa'nın kendi geleceğinde söz sahibi olma mücadelesine işaret ediyor.