Le Point: 'Sultan Erdoğan, Çar Putin'e meydan okuyor'

111

HABERRUS - Fransada yayın yapan Le Point dergisi son günlerde Azerbaycan ve Ermenistan arasında Dağlık Karabağ’da yaşanan çatışmalar ekseninde Türkiye ve Rusya ilişkilerini ele alan bir makale yayınladı.

Luc de Barochez imzalı haber analizde, Suriye'de Putin ve Erdoğan birbirlerinin çıkarlarını dikkate aldıklarını ve çatışma konusunda fazla ileri gitmemeye hazır olduklarını gösterselerde, Türkiye'nin Kafkasya'ya müdahalesinin yeni bir yüzleşmeye neden olduğunu, Putin’in eski Sovyet coğrafyasını kontrol edip edemeyeceğinin cevabını arıyor.

‘Sultan Erdoğan, Çar Putin'e meydan okuyor’ başlıklı yazıda; Dağlık Karabağ çevresindeki şiddet olayları, iki despot lider arasındaki çatışmayı gizliyor. Vladimir Putin ve Recep Tayyip Erdoğan, Rus ve Osmanlı imparatorlukları arasındaki asırlık çatışmalara yeni bir sayfa açıyor.

16'ıncı yüzyılda Korkunç İvan zamanından 20. yüzyılın başına kadar, çarlar ve sultanlar yaklaşık bir düzine savaşta bir araya geldi. Eylül sonunda Erdoğan, Azerbaycanlı müttefiklerini Ermenistan’ın kontrolünde olan Dağlık Karabağ yerleşim bölgesine saldırmaya iten çatışmanın alevlerini yeniden körükledi. Karışıklık ve 11 günlük sessizliğin ardından Putin, tarafları kısa sürede bozulan bir ateşkesi kabul etmeye zorlayarak durumun kontrolünü yeniden ele geçirmeye çalıştı ...

İlk raundu, Rusya sınırları boyunca sorunlar yaratabileceğini gösteren Erdoğan kazandı

İlk raundun ilk kez Rusya sınırları boyunca sorunlar yaratabileceğini gösteren Erdoğan liderin lehine sonuçlandığı vurgusunun yapıldığı yazıda, Putin için Erdoğan’ın bu hamlesinin endişe verici bir durum olduğu belirtiliyor.

SSCB'nin çöküşünü 20. yüzyılın en büyük jeopolitik felaketi olarak nitelendiren Putin, uyguladığı devlet politikasının en büyük güç politikasını, eski Sovyet coğrafyasının kontrolünü sağlamak üzerine kurdu.

Makalede, Putin’in kurduğu bu planların tehlikede olduğu, Orta Asya'dan Avrupa'ya, Rusya'nın yakın çevresinin Rus hakimiyetinden kurtulmuş durumda olduğu vurgulanıyor.

Kırgızistan'da, Rusya yanlısı yetkililerin pozisyonu, seçim sahtekarlığı üzerine yapılan muhalif sokak protestolarıyla sarsıldı. Belarus'ta diktatör Alexander Lukaşenko'ya karşı protestolar yazdan bu yana azalmadı. Ukrayna'da Rus lider, Donbass'taki çatışmayı sürdürerek nüfusun büyük bir bölümünü kendisine karşı çevirdi. Rusya'da Habarovsk Bölgesi'nde birkaç haftadır huzursuzluk gözlemlendi. Son olarak Alman doktorların çabaları sayesinde kimyasal zehirlenmesinden kurtulan muhalefet lideri Aleksey Navalny'nin planlanan dönüşü, Kremlin için bir başka baş ağrısı kaynağı haline geliyor.

Erdoğan iki kırmızı çizgiyi aştı

Tüm bu sorunların en acılısı, en hassas kanadı olan Kafkasya'yı etkilediği için Türkiye'nin Rusya'ya müdahalesi ise tüm bu sorunların en ciddi ve acı vereni oldu.

Erdoğan iki kırmızı çizgiyi aştı: Azerbaycan'ı yeni bir saldırgan İslamcı politika aracına dönüştürdü ve cepheye Suriyeli paralı askerler gönderdi. Uzun süredir var olan İslamcı tehdide yeniden enerji verdi ve orada askeri operasyonlar yürütebilecek tek gücün Rusya olmadığını gösterdi.

Moskova, özellikle 1990'larda şiddetli savaşların yaşandığı Çeçenya olmak üzere Kuzey Kafkasya'daki Müslüman cumhuriyetlerdeki olası istikrarsızlıktan ciddi şekilde endişe duyuyor.

Putin, şimdiye kadar bölgede yaşanan her istikrarsızlığı kendi lehine çevirmeyi başardı

Sovyet sonrası alan her zaman istikrarsızlıkla karakterize edildi, ancak yakın zamana kadar Putin burayı kendi avantajına kullanmayı başardı. 2014'te olduğu gibi, Kiev'deki karışıklığın ortasında elini Kırım'a koyduğunda veya 2008'de, Gürcistan'ın Güney Osetya üzerindeki kontrolünü pekiştirme hatasından yararlandığında, bölgede yaşanan istikrarsızlıkları hep kendi lehine çözmeyi başardı.

Ancak bu durumun yeniliği ve farklılığı, Rusya’nın artık oyununu empoze edememesidir. Erdoğan, Libya'da yılın başında olduğu gibi, Kafkasya'daki uyumu kendi yöntemiyle değiştirdi (aynısını Suriye'de de yapmaya çalıştı ama işe yaramadı). Her durumda, Rus çıkarlarına karşı çıkmaktan çekinmedi.

Bununla birlikte, Libya ve Suriye'de Putin ve Erdoğan, birbirlerinin çıkarlarını dikkate aldıklarını ve çatışmada fazla ileri gitmemeye hazır olduklarını gösterdiler. Rus lider Türk lideriyle görüşmeye gitti, çünkü bu, NATO’yu istikrarsızlaştıranlara (ister Rus S-400 füze sistemlerinin satın alınması veya Doğu Akdeniz’deki kriz olsun) fayda sağlıyor ve Amerika’nın dünya liderliği iddialarının başarısızlığının altını çiziyor. Ama belki şimdi Türk sultanı çok ileri gitti?

ABD'nin çekilmesinin ulusların kurulmasının önünü açtığı sık sık söylenir. Bununla birlikte, Avrupa ile Asya arasındaki sınırda, Vladimir Putin’in birliğini sürdürmesi zor olan Rus imparatorluğu ve Recep Tayyip Erdoğan'ın iç sorunlardan kaçmak için canlandırmaya çalıştığı Osmanlı İmparatorluğu’nun geri dönüşü var.

Krizdeki ülkeler olan Suriye Libya ve Kafkasya’da meydana gelen krizlere sebep olan ve bu krizlerin başında iki Tiran görüyoruz. İki Tiran'ın, Suriye, Libya ve Kafkasya'dan sonra yeni kriz ve mücedele alanı olarak Avrupa’da Balkan’ları görebiliriz.