Trump'tan Putin'e Barış Konseyi Daveti

HABERRUS - ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze için açıkladığı barış planı kapsamında oluşturulan uluslararası "Barış Konseyi"ne, şaşırtıcı bir isim davet edildi: Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin.

Rusya Devlet Başkanlığı Sözcüsü Dmitri Peskov, Putin'in diplomatik kanallar aracılığıyla bu daveti aldığını ve teklifin detaylarının incelendiğini açıkladı.

Davetin Detayları ve Konseyin Yapısı

Trump, 16 Ocak 2026'da açıkladığı Gazze barış planının bir ayağı olarak, bölgeye uluslararası güç konuşlandırmanın yanı sıra bir "Barış Konseyi" kurulacağını duyurmuştu. Konseyin yürütme komitesine ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump'ın özel elçisi Steve Witkoff, Trump'ın damadı Jared Kushner ve eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'in gireceği bildirilmişti.

Putin'in davet edilmesi, konseye uluslararası meşruiyet ve geniş katılım sağlama çabasının bir parçası olarak görülüyor.

Davet edilen diğer bir lider ise Kazakistan Devlet Başkanı Kassym-Jomart Tokayev oldu. Kazakistan'a, konseyin kurucu devletlerinden biri olması teklif edildi.

Finansal Katkı Şartı ve Diplomatik Zorluklar

Uluslararası basına yansıyan haberlere göre, ABD yönetimi konseyde daimi bir koltuk sahibi olmak isteyen ülkelerden en az 1 milyar dolar katkı payı talep ediyor. Bu finansal koşul, konseyin hem bir diplomatik platform hem de bir finansman mekanizması olarak tasarlandığı izlenimini veriyor.

Rus tarafının davete verdiği ilk tepki temkinli oldu. Peskov, "Evet, Başkan Putin de diplomatik kanallardan bu barış konseyinin üyeliğine davet edildi. Şu anda bu teklifin tüm detaylarını inceliyoruz, tüm nüansları netleştirmek için Amerikan tarafıyla temas umuyoruz" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Rusya'nın süreci yakından takip ettiğini ancak katılım koşulları ve konseyin işleyişi hakkında daha fazla garanti beklediğini gösteriyor.

Sürpriz Davetin Stratejik Anlamı

Bu davet, Trump'ın ikinci başkanlık döneminin diplomasi anlayışına dair çarpıcı bir örnek teşkil ediyor.

Trump, geleneksel Batı ittifakı sınırlarının ötesine geçerek, Batı'nın Ukrayna savaşı nedeniyle karşı karşıya olduğu bir lideri doğrudan bölgesel bir çözüm mekanizmasına dahil etmeye çalışıyor. Bu, "düşmanı" bile sürece katma anlayışına dayalı, işlevsel ve beklenmedik ittifaklar arayan bir diplomasi tarzını yansıtıyor.

Davet, Rusya'nın Orta Doğu'daki (özellikle Suriye ve İran üzerinden) askeri ve diplomatik varlığını ve bölgesel denklemdeki kaçınılmaz rolünü kabul ediyor. Trump yönetimi, kalıcı bir çözüm için Rusya'nın dışarıda bırakılamayacağını düşünüyor olabilir.

Bu davet, Ukrayna'daki savaş nedeniyle kopma noktasına gelen ABD-Rusya ilişkilerinde, ikinci bir diplomasi kanalı açma girişimi olarak da okunabilir. İki lideri Gazze gibi farklı bir konuda bir araya getirmek, genel ilişkileri yumuşatmak için bir fırsat yaratabilir.

Ancak, İsrail'in ve bölgedeki geleneksel ABD müttefiklerinin böyle bir konseyde Rusya'nın yer almasına nasıl tepki vereceği büyük bir soru işareti. Ayrıca, Rusya'nın katılımının önünde kendi bölgesel çıkarları (İran ve Hamas ile ilişkileri) ve Ukrayna nedeniyle Batı'yla yaşanan güven sorunu gibi ciddi engeller bulunuyor.

Trump'ın Putin'i Gazze Barış Konseyi'ne davet etmesi, geleneksel kalıpları yıkmaya yönelik agresif diplomasi tarzını ve büyük güçleri, hatta rakiplerini bile kendi planlarına dahil etme eğilimini gösteriyor. Rusya'nın verdiği temkinli ancak kapıyı kapamayan yanıt, bu fikrin en azından masada olduğunu gösteriyor. Sürecin nereye varacağı, iki tarafın yapacağı görüşmelere, finansal ve operasyonel detaylara, ve bölge ülkelerinin tepkisine bağlı olacak. Kesin olan, bu hamlenin Orta Doğu diplomasisini ve ABD-Rusya ilişkilerini şaşırtıcı bir şekilde kesiştirmiş olması.