Lukyanov: Bu, Trump'ın Avrupa'ya "Teslim Olun" Ültimatomu
HABERRUS - Rusya'nın önde gelen uluslararası ilişkiler uzmanı ve Russia in Global Affairs dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Fedor Lükyanov, ABD Başkanı Donald Trump'ın sekiz Avrupa ülkesine yönelik Grönland ültimatomunu ve bunun NATO'nun geleceğine dair yansımalarını analiz etti.
Lükyanov, Trump'ın bu hamlesini üç ana eksende değerlendiriyor.
Trump'ın Ültimatomları: Tutarlılık ve Avrupa Karşıtlığı
Lükianov'a göre, Trump'ın ültimatom verme alışkanlığı yeni değil. Rusya'ya karşı da birkaç kez benzer tehditler savuran Trump'ın, bu sözlerini birkaç gün sonra unuttuğu görüldü. Uzman, Trump için "kendi sözünün efendisi" tabirinin, "istedi verdi, istedi geri aldı" şeklindeki bilindik espriye uygun düştüğünü belirtiyor.
Ancak, Trump'ın Avrupalılara karşı derin bir güvensizlik ve küçümseme beslediği biliniyor. Trump, Avrupa'nın ABD'ye her şeyini borçlu olduğuna ve onsuz hiçbir şey yapamayacağına inanıyor. Bu nedenle, Avrupa'ya yönelik bir konuda daha tutarlı ve ısrarcı olabilir.
Grönland Neden Trump'ın Hedefinde?
Lükianov, Trump'ın Grönland takıntısının arkasında üç temel motivasyon olduğunu düşünüyor: İlk ve belki de en önemli neden, kişisel hırs. Trump, ABD'yi toprak bakımından dünyanın en büyük ikinci ülkesi yaparak tarihe geçmek istiyor. Bu, onun tüm siyasi mirasını gölgede bırakacak bir başarı olurdu.
Grönland'ın Arktik'teki jeostratejik konumu kritik öneme sahip. Askeri üsler, değerli mineraller, nadir toprak elementleri ve düşük sıcaklığı sayesinde veri merkezleri için ideal bir coğrafya. Lükianov, ABD'nin Danimarka'dan sadece "rica ederek" bu imkanların çoğuna şimdiden erişebileceğini, ancak Trump'ın zihniyetinde "kiralamanın sahip olmaktan daha az güvenli" olduğunu vurguluyor. Belirsizliklerle dolu bir dünyada, sadece doğrudan kontrol güvence sağlar.
Üçüncü bir neden, Monroe Doktrini'ne dönüş. Trump, Danimarka'yı, binlerce kilometre uzaktaki bir toprak parçasını yöneten "son sömürgeci güç" olarak resmedebilir. Bu retorik, ABD'nin Batı Yarımküre'deki hakimiyet iddiasının tarihsel bir yankısı olacaktır.
NATO'nun Geleceği: "Kaçınılmaz Sütun" Artık Öyle Değil
Lükyanov, Grönland krizinin ardındaki en derin sorunun NATO'nun geleceği olduğunu düşünüyor. Soğuk Savaş'tan beri Batı dünyasının "kaçınılmaz sütunu" olarak görülen NATO'nun yokluğunu hayal etmek, birkaç kuşak için şok edici.
Ancak uzman, tarihsel perspektiften bakıldığında, birleşik bir "siyasi Batı"nın 20. yüzyılın ortalarından önce var olmadığını hatırlatıyor. NATO, artık var olmayan özel uluslararası koşulların bir ürünüydü. Bugün tüm 20. yüzyıl kurumları derin bir kriz içindeyken, NATO'nun bir istisna olmaması gerektiğini savunuyor.
Lükianov, NATO'nun hemen dağılacağını öngörmüyor. Kurumsal atalet çok güçlüdür ve ABD'deki egemen görüş NATO'dan vazgeçilmesi yönünde değildir. Ayrıca, Avrupa'nın kendi başına hızlı ve etkili bir savunma birliği oluşturması, Amerikan himayesi olmadan mümkün görünmüyor; çünkü Avrupa ülkelerinin çıkarları ve tehdit algıları birbiriyle uyumlu değil.
Sonuç: Belirsizlik Çağında Güç Mücadelesi
Lükianov'un analizi, Trump'ın Grönland hamlesini, kişisel hırs, jeostratejik rekabet ve kurumsal dönüşümün kesişim noktasında görüyor. Bu, sadece bir toprak anlaşmazlığı değil, Trump'ın "önce Amerika" doktrininin ve değişen küresel güç dengelerinin bir tezahürü.
NATO gibi kurumların sarsıldığı, güvenin azaldığı ve gücün doğrudan kontrolle eşdeğer görüldüğü bir dönemde, Trump'ın agresif ve öngörülemez tarzı, uluslararası sistemi temellerinden sarsmaya devam ediyor.
Grönland, bu yeni ve belirsiz çağın sembolik bir mücadele alanı haline geldi.
